Seslendiricinin Müzikal Yorumuna Şiddeti Yansıtabilmesi İçin Mutlaka Yaşamış Olması Gerekli midir?… Dr. Ayhan Sarı


Toplam Okunma: 2549 | En Son Okunma: 18.09.2017 - 06:33
Kategori: Fikir Yazıları, Kongre-simpozyum, Yazarlarımız: A.Sarı

“Müziğin icrasında şiddet var mıdır, yok mudur?” sorusunu yanıtlarken “çıt kırıldım” şekilde yetişmiş, hayatının hiç bir anında şiddet görmemiş bir müzisyenin şiddet yorumu içeren bir eseri yorumlayabilmesinin kulaklara inandırıcı gelmiyeceğini söylemek, hiç de yanlış bir öngörü olmayacaktır.
Şiddetin içeriği ve anlamı kişiden kişiye değişen bir olgudur. Hayatında hiçbir karşı hareketle karşılaşmamış biri için basit bir ses yükselmesi şiddet olabilirken, hayatın çemberinden geçmiş biri için ise dikkate bile alınmayacak bir davranış şekli olarak algılanabilmektedir…

Müzik, hayatın şiddetinden kurtulmak için insanların sığındıkları önemli bir sanat dalıdır. Ama tümüyle şiddet duygularından arındırılmış bir müzik de insanlara pek inandırıcı ve de tatmin edici gelmemektedir.

Şiddet ögeleri içeren sanat şaheserlerine hep tanık olduk. Bunların kimilerini bir duvarda veya tualde resim olarak, kimilerini de meydanlarda heykel olarak gördük, kimilerini de müziğin seslerinde dinledik.

İnsan hayatında, çevresinde ve dünyada şiddet olduğu sürece, bu durum gerek görsel, gerek işitsel sanatlara da yansıyacaktır.

Bu yansıma görsel sanatlarda birebir olmaktayken işitsel sanatlarda yorumlama gücü devreye girmektedir.

Hayatında şiddete hiç tanık olmamış, yaşamamış, yaşananlara da duyularını kapamış bir müzisyenin o duyguyu dinleyicilerine hissettirmesi mümkün değildir.

Müzisyen halkın yaşadıklarına kendisini kapayıp sadece sanatını düşünen bir insan olamaz. Olsa da böyle bir müzisyenin müzikal inandırıcılığı bir yerde tıkanıp kalacaktır.

İnsanların mutlu anlarının müzisyeni olmak, pastanın üzerindeki tek böğürtleni yemenin anlık mutluluğundan başka bir şey değildir.

Müzikte şiddet-tepki duygusu kişinin gençlik yıllarında baş tacı edilirken, yaş ilerledikçe daha gerçeğe dönüşen tatmin ve mutluluk verici bir boyuta girmekte, daha da ilerleyen dönemlerde ise giderek azalan bir grafik izlemektedir.

Yaşı ne olursa olsun bir müzisyenin insan hayatının evrelerini özümsemesi, müzikal başarısında önemli bir rol oynıyacaktır.

Hayatında şiddeti yaşamamış bir müzisyen ise dikensiz gülün yapraklarının kokulu olup olmamasıyla sınırlı kalacaktır.

Toplumsal hayatta yaşananların gerçekliğinin müziğe yansıtılması, müzisyenin gerçek hayatı özümsemesiyle mümkün olabilecektir.

Bu nedenle “çıt kırıldım” müzisyenlerin müziği, insanların hayatında küçük bir tebessümden öteye gidemiyecektir.

Nice şiddet içermeyen hayata ve müziklere…

Dr. Ayhan Sarı




Hoşgeldiniz