Komşumuz Irak’ta Bir Orkestra ve Müziğin Gücü!… Y.Doç.Dr. Göktan Ay


Toplam Okunma: 4890 | En Son Okunma: 29.11.2020 - 06:00
Kategori: Komşu Orkestralar

Irak’la içinde bulunduğumuz olağanüstü durum nedeniyle yazıyı yayınlayıp yayınlamama konusunda tereddüt geçirdik. Değerli Göktan Ay’ın müziğin ve müzisyenlerin içsel dünyalarından yola çıkarak evrensel toplum normlarında yazdığı bu yazı,  ilk anda  romantik etkisi verse de “bu günler geçecek, müzik baki kalacak” öngörüsünü de akıllara getirmiyor değil… Irak’ın içinde bulunduğu durum göz önüne getirildiğinde “senfoni orkestrasının işi ne?” diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Sayın Göktan Ay da zaten durumu satır aralarında belirtmiş… Irak’ın şu anki durumunu sevmiyoruz. Hele liderlerini hiç… Ama Göktan Ay’ın naif duygularla kaleme aldığı yazısını da yayınlamamız gerektiğine karar veriyoruz. Tabi ki son söz, sayın okuyucularımızın yüksek değerlerinde… (Musiki Dergisi).

Komşumuz Irak’ta Bir Orkestra ve Müziğin Gücü!… Y.Doç.Dr. Göktan Ay

Bu yazımda; evrensel bir dil olan, toplumu kaynaştırmada birinci derecede rolü olan, yedi zekadan birisi olarak kabul edilen ve diğer zekaları da olumlu yönde tetiklediği bilimsel olarak ispat edilen “müzik” ile ilgili bir konudan bahsetmek istiyorum.

Müziğin evrensel bir dil olması yanında, her milletin kendine özgü müzikleri olduğunu biliyoruz. Bir sanat, bilim ve evrensel dil olan müzik; estetik yönü ile felsefi bir disiplin olarak, eğitimde, hiçbir disiplinle kıyaslanamayacak, istisnai bir önem, rol ve değere sahiptir. Her milletin kendine ait gelenekleri, inançları, yemekleri, ezgileri, çalgıları vb. vardı ki, bunlar, folklor=halk bilgisi, halkbilimi adı altında tespit edilip, derlenip, sınıflanmaktadır.

Komşumuz Irak; son yıllarda, önemli siyasi pazarlıkların olduğu, demokrasi getireceğiz denerek kargaşaya itildiği, terör gruplarına yataklık eden bir ülke durumundadır.

Yıllardır, bize, önderimiz Atatürk’ten yadigar kalan, “yurtta sulh, cihanda sulh” felsefemize rağmen, doğudaki ülkelerle ilişkilerimiz –kültürel ve dinsel bağlarımız olmasına rağmen- hep gerilimli olmuş, bir türlü istenen düzeyde olamamıştır.

Irak, barış-sevgi-kardeşlik ortamının sağlanmasını gerçekleştirecek insanı yaratmada, kültür ve sanata, müziğe ve onun eğitimine ağırlık verseydi, belki de bu kargaşaları daha hafif geçirebilecekti. Çünkü; “demokrasi, bireyi mutlu kılmanın aracı değil, bireyi yaratmanın, bireyi, birey ve insan yapmanın aracıdır (John Dewey)”.

Demokrasiye, ihtiyaç duyduğu her imkanı sağlayan, sadece ve sadece eğitimdir. Genel eğitim içinde “müzik eğitimi” önemli yer tutmaktadır.

Irak’ta 60 müzisyenden oluşan “Irak Ulusal Senfoni Orkestrası-INSO” dünyanın en cesur orkestrası olarak kabul ediliyor(*).

1959 yılında kurulan INSO, ülkenin geçirdiği olumsuzluklara rağmen çalışmalarını sürdürmekte. INSO da; şii, suni, hıristiyan, arap, türkmen, kürt müzisyenler çalışmakta. Ancak, İNSO, konserlerini hiç kimseye duyurmadan, olabildiğince gizli yapıyor. Bunun sebebi, konserlerin terörist saldırılara hedef olmasını engellemek. Çünkü, geçen zaman içinde öldürülen, kaçırılan müzisyenler olmuş, baskılardan 29 müzisyen Irak’tan göç etmiş. ABD işgalinden önce, medyada ilan vererek konserler yapan grup, şimdi telefonlarla seyirciye haber veriliyor.

İcra sırasında hem batı hem de ırak folklorundan örnekler veriliyor. Ancak, müzisyenlerin kapalı yolları ve kontrol noktalarını aşıp salona ne zaman gelecekleri bilinmediği için konser saati belirtilemiyormuş. Düşünebiliyor musunuz? 80 li yıllarda altın çağını yaşayan, uluslar arası bir çok topluluğu ağırlayan INSO, artık korku ve tehditler arasında konserlerini verebiliyormuş. Ne kadar acı….ve düşündürücü…

Ara sıra dünyaya da bakmak lazım neler oluyor diye, kafamızı kuma sokmak doğru değil. Hani, cenazeye gidersiniz, her kes orda, “hayatın boş olduğundan, kimsenin yanında mal götürmediğinden, sevgi ve saygıdan bahseder”, ancak biraz sonra, insan hırsı ve istekleri galip gelir, aynı hatalar, istekler, yalan-dolan devam eder. O nedenle, ben, gençlere, “mümkün olduğunca rahmete ermiş büyüklerinizi ziyaret edin, ayda bir defa hastaneleri gezin, insanların neler çektiğini görün ve halinize şükredin, kendinize ve işinize sıkı sıkı sarılın” derim.

Bize emanet edilen bu ülkemiz gerçekten çok güzel ve zengin… Demokrasi ve cumhuriyet sayesinde, isteyen ibadetini, insanlık görevlerini rahatlıkla yapıyor…Kurallara uymak şartı ile herkes istediği şekilde yaşabiliyor…Ülkenin varlıklarından faydalanabiliyor…Kültür ve sanat kurumları, devletin desteğinde alabildiğine özgür, üretimde bulunabiliyor….Ülkenin dört bir yanında konserler, festivaller yapılabiliyor….

Bu, ülke insanının mayasında olan birlik ve beraberlik ruhunun, imecenin bir sonucudur. Bu ülkeyi, içerden ve dışardan yıkmaya çalışanlar olmuştur, şimdi de vardır, olacaktır da…Bunun için “bir olmak, iri olmak, diri olmak” gereklidir. Bunun da şartı; kültür ve sanatın ve özellikle müziğin ülkeye yaygınlaştırılması ile mümkün olabilir.

İnanıyorum ki, müzik; 21.yy da AB ve Dünya’da olduğu gibi, ulusal boyutta da, demokrasilerde de, birliktelikleri, bütünlükleri sağlamanın temelini teşkil edecektir.

Göktan Ay

****

(*) Milliyet Gazetesi/30.10.2007/Dış Haberler Servisi




Hoşgeldiniz