Müzik Camiamızın Kalemsiz Dilleri… Musiki Dergisi


Toplam Okunma: 1430 | En Son Okunma: 20.11.2018 - 23:10
Kategori: Fikir Yazıları, Yazarlarımız: A.Sarı

Ne çokturlar, fikirleri değerlidir. Meslektendirler. Kimi müzisyen, kimi öğretmendir, kimi ise müzik icra eder Devlet müzik kurumlarında veya müzik piyasasında. Tepkilidirler yakın arkadaş kişisel söylevlerinde. E-posta veya forum gruplarında da rastlanılır. Konuşurlar kimi zaman dedikodu, kimi zaman gerçek. Çekiştirirler. Ama yazamazlar.

Yazmak, yazdıklarına karşı birilerine kalıcı söylem, delil bırakmak onların yegane korkularıdır. Tıpkı yükseklik, kapalı yer korkusu gibi.

Konuşmak ile yazmak arasındaki farkı algılamamazlıktan gelirler. Çoğu zaman kalemi ellerine almışlardır. Yazmışlardır. Ama yazdıklarını yayınlayacak cesareti bir türlü bulamamışlardır. Yüzlerine vurdunuz mu konuşurlar da konuşurlar tıpkı kahvehane muhabbetçileri misali.

Kıraathane(!), okul kantini, cafe, bar, meyhane hepsi onların mekanlarıdır. Söylenecek söz bırakmazlar. Süpürge misali tozsuz ortamlarda. Süpürürler.

Yazamazlar, çalarlar ezgileri kulaklarımızın pasından ziyade… Kimse duymaz.

Duysa da kaale almaz. On’lar da bu farkı bilmez…

Yazacaksın, çünkü konser uçup gider eğer belli bir seslendirme yükseltisinin altındaysan. Anlık mutluluktur. Tatmin ise hak getire…

Yükseltinin de yükseltisi var o konser mekanlarının geçmiş tınlamalarında.

Yoksa bu hayat, sanat;

O’na tu kaka, buna eh! baka’larla geçmez…

Ya yazacaksın, ya çalacaksın; yükseltinin merdivenlerinde kendine bir yer edineceksin.

Sonra yıllar geçip, yelkenler suya indiğinde her şeyini diline vurdurmayacaksın.

Ya yazacaksın, ya da çalacaksın; yani sesini duyuracaksın.

İkisini de yapamıyorsan dedikodusal icraatlarının bed mutluluğunu yaşıyacaksın…




Hoşgeldiniz