Sanatta Değersizi Değerli Empoze Ederek, Geleceğin Sanat Seviyesini Düşürmek Mümkün müdür?… Ayhan Sarı


Toplam Okunma: 1535 | En Son Okunma: 19.09.2017 - 11:20
Kategori: Fikir Yazıları, Yazarlarımız: A.Sarı

Sanat düzeyi yüksek sanatçılar planlı bir şekilde pasifleştirilip, önce sanat seviyelerinin düşmesi sağlanmalı, -zaten toplum yapısı içinde sanata olan ilgi oranı bilindiğinden- politik çıkarlar uğruna sistemli bir şekilde bunların sanatlarının seviyesinin düştüğü izlenimi uyandırılarak gerçek sanatı/sanatçıyı, adeta bir komik varlık/insan haline dönüştürmelidir…

Yazı Başı:

Bir toplumda sanat düzeyinin yükseltilip veya alçaltılmasının uygulanan kültür politikalarıyla yönlendirilmesi, toplumun eğitim ve kültür seviyesiyle doğru orantılıdır.
Bugün içinde bulunduğumuz durumun yukarıdaki tesbitle büyük oranda benzeştiği gözlenmektedir.

Eskiyi olduğu gibi muhafaza etme ayrı, gelenekten kaynaklanan gelişmeye destek vermek birbirinden ayrı olgulardır. Şimdiye değin yapılan ya tutuculuk, ya da Batı müziğini olduğu gibi uygulamak olmuştur. İkisinin arasında, orta yolda bizden bir soluk içeren çalışmalar ve uğraşanları bugüne değin kişiliksizlikle itham edilmiş, durum eskiden Türk-Batı şeklinde iken, şimdilerde İslam-Batı şekline dönüşmüştür. Derler ki: “İslamiyet ile Batı arasında binamaz kalmış kişiler”. Sanki Allah’a İnanç sadece onların tekelinde…

Etkin güç olarak, desteğinize muhtaç olan kimi sanat türlerinin standart yükseltisini politik yaklaşımınız doğrultusunda düzeyi düşük sanatçı ve sanatlara destek vererek usul usul erozyona uğratmanız mümkün müdür?

Evet, mümkündür. Ama sadece sanat kimliği-yükselti konusunda ikileme düşmüş Toplumlarda.

Geçmiş tarihlerde de görülmüştür ki etken güç olarak vermek istediğiniz sanatı iktidarınız süresince yerleştirme, değiştirme şansınız çok zayıftır.

O halde ikinci bir seçenek kalmaktadır:

O DA VAR OLAN SANATI, ÖNCE DÜZEY YÜKSELTİSİNİ AŞMA OLASILIĞI OLAN SANATÇI/SANATÇILARDAN BAŞLIYARAK SANAT KURUMLARINI VE SANATÇILARINI SİSTEMLİ BİR ŞEKİLDE ZAYIFLATMAK GEREKTİĞİDİR.

Sanat düzeyi yüksek sanatçılar planlı bir şekilde pasifleştirilip, önce sanat seviyelerinin düşmesi sağlanmalı, -zaten toplum yapısı içinde sanattan anlıyan insanların oranı bilindiğinden- insanların büyük sanatçı olarak addettikleri değerlerin sanat seviyesinin düştüğü izlenimini uyandırarak gerçek sanatı/sanatçıyı, -politik çıkarlar uğruna- adeta bir komik varlık/insan haline dönüştürmelidir.

Günümüz Türkiye’sinde yaşanan da budur… Devamla:

Ne kadar değersiz sanatçı varsa medyanın da yardımıyla yüceltmek gerekmektedir.

Devletin uygulama kanallarını seçilme sonucunda elinde bulunduran erk olarak da önce himayende bulunan kurumlardan başlamak en doğrusu olacaktır.

Sanat, içinde bulunduğu zaman dilimi içinde değerini gösterebilen ve karşılığı alınabilen bir uğraşı alanı olmamıştır hiçbir zaman.

Ama biz sanat uğraşanları, içinde bulunduğumuz durumu kişisel çıkarlarımız uğruna görmezden gelmenin günümüzde sanata vurulan en büyük darbe olacağının vicdan muhasebesi yükseltisine ulaşamamış görüntümüzle daha çok uğraşacağız…

Öyle bir sürece geldik ki büyüklerimiz köşelerinde rüyasında bağırmak isteyip de sesini duyuramıyan kabus misali dikkate alınmayan atıl bir boyuta geçtiler. Biz gençler tarafından bu kadar mı dışlanabilirler? Bunun sebebi nedir? Yoksa şimdiki yaşlı büyüklerimiz de o zamanki büyüklerine aynı şeyi yapmışlardı?!

Görmek, görmeyenlerin o zamana değin gerçekleşememiş varolma isteklerinin –biraz da onlar nasiplensin- anlayışıyla kenara çekilmek sonucunu getirmemelidir.

Gerçek sanatçı için bir parmak bal zaten her zaman parmağının ucundadır.

%70’in sanat anlayışına ve yükseltisine zaten kimsenin diyeceği bir şeyi olamaz.

Ama alnında ışığı ilk hisseden %20’nin bilinçli olarak azaltılması ve sesinin kısılması asıl felaket olacaktır ki, uygulamada yok edilmesi öngörülen hedef, Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren Atatürk Devrimleri öğretisi sayesinde belli bir kafa yapısı ve sanat anlayışı oluşturmuş zümrenin kişi sayısının planlı bir şekilde azaltılması, asimile edilmesidir.

Değişiyoruz. Tabii ki değişeceğiz.

Ama bu değişim yok edilerek değil, uyum içinde olmalıdır.

Gelinen son durumun kültürel bir iç mücadele olabileceği fikrini düşünmek bile istemiyoruz.

Sanat desteksiz yapılan bir uğraş olmamıştır tarih boyunca.

Sanatın kabuk değişimi, gerçek sanatseverin idollerinin kollarını keserek onları hayal kırıklığına uğratma sonucuna ulaştırıp, küçük düşürme olmamalıdır.

Yoksa cemaatinde takdir kazanmış imamın, kötü niyetli kişilerin “saçının kılı kutsaldır” propagandası sonucu cemaatin imamın saçlarını yolması ve imamın yoluk kafasıyla düştüğü durumda imama karşı tüm saygısını yitirmesi gibi basit toplum hezeyanı durumlar “bugün bana, yarın sana” geleceğine çok da uzak görünmemektedir.

Temeli her ne yaklaşıma dayanırsa dayansın, sanat her zaman gelecekte kimliğini bulmuştur, bulacaktır.

Ama sanatımız, tarihimizin hiçbir döneminde bu denli başıboş bırakılmamıştı…




Hoşgeldiniz