Yıllar İçinde İlk Meslek Arkadaşlıklarının ve Meslek Deneyimlerinin 40 Yaş Minik Yansımaları… Dr. Ayhan Sarı


Toplam Okunma: 1926 | En Son Okunma: 21.09.2017 - 12:48
Kategori: Anılardan Kesitler, Fikir Yazıları, Yazarlarımız: A.Sarı

Müzik okulunuzu kazanırsınız, okursunuz ve mezun olursunuz. Bu birinci süreçtir müzik hayatınızda. Öğrencilik arkadaşlarınız oluşur. Kimiyle yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmez, hatta ev arkadaşlığı yapar, birçok ortak anıya sahip olursunuz. Kimiyle ev paylaşımı arkadaşlığı yapmasanız da gelişim ve yetişme sürecinde çok değerli anılarınız vardır.

Aynı meslekten olmak, o zamanların gelişim sürecinde tatlı rekabetleri doğurur. Yaşarsınız. Hoştur. Yıllar epey bir süre geçtikçe o tatlı rekabetleri tebessümle yad edersiniz. Kimileri tamamen hayatınızdan çıkar, gider. Anıları kalır. Sorarsınız zaman zaman kendi kendinize: Şimdi nerdedir? Ne yapıyordur? Bu soruların romantizmiyle o eski mutluluk günlerinize dönersiniz.
Sorunuzun cevabını da araştırmazsınız, duyduğunuz bir-iki bilgi kırıntısıyla yetinirsiniz. Var olduğunu bilmeniz bile yeterlidir. Belki yıllar sonra bir e-posta- telefon alırsınız uzaklardan. Yanıtlarsınız samimiyetle. Orda kalır. Ama mevcudiyetlerinin sizde uyandırdığı o naif mutluluk içinizde devam eder.

Dedik ya, yıllar geçmiştir.

Yetişme arkadaşlarının kalanları arasında yükselti elemeleri başlar. Elenenler elenir. Kimisi taşrada görev alır, yönetici olur. Aktif sahne giderek daha bir tenhalaşır.
Sayı azaldıkça ve yıllar geçip hayata tutunmaya başladıkça, bu arkadaşların arasında yaşanan o ilk hoş rekabetlerin yerini, geldiği konumun tatlı böbürlenmesi ve konumunu kaybetmemek için her şeyden ürken bir kişiliği farkında olmadan oluşturan, üstelik sergileyen güya bambaşka, titrek, içsel kimlik dönüşümleriyle birlikte yalnızlaşma başlar.

Kalanların ekipleşmesi beklenirken, ekibini daha diş geçirebileceği, saygı gördüğüne inandığı ve artık boyun eğmeyip-eğdireceği türünden başka insanlarla– bu kez kendisinin oluşturduğuna tanık olunur.

İkinci öğrenme dönemi başlamıştır. Bu dönem eskisine benzemez. Çünkü gücünü sınamaktadır artık. Geçmiş hocalarının güç sınamaları-kavgaları örneklerini daha bir tahlil eder hale gelmiştir.
Bu kez hariçten girenler olur yabancı ellerden, kimi resimli-kimi vekil.

Zeminin kaygan olduğunu, kendisinden önce kurulmuş bir seçkinler düzeninin varlığını, yükseldikçe algılamaya başlar yavaş yavaş. Hak ile Haksız olanın arasındaki görsel sonuçlar daha bir canını acıtır. Seçkin ile Hak arasında gider gelir. Hamasiyetin sadece bir öyküden ibaret olduğunu anlamasına ramak kalmıştır. Bozuntuya vermez…

İşte insanın canını alıcı dönem budur. Gitse gidemez. Kalmak veya olmak ile olmamak arasında içsel, duygusal, mesleki; hepsinin özeti, üçüncü dönem başlangıcındadır artık.
O güne kadar hayatına, mesleğine müdahil olabileceğini aklına bile getirmediği bir takım meslek dışı insanların çıkarları ile kendi çıkarları ve geleceği arasındaki matematiksel hesaplaşmalar kafasını meşgul etmeye başlar.

Basamaklar yükselmek için onun adımlarını beklemektedir. Daha da yüksek acaba ne olabilir?
Basamaklar yükseltisinin ortasında kalmak veya çıkmak arasında yeni deneyimler edinmesi an meselesidir. Bir yandan da yükseldikçe eteğinden aşağı çeken, üstelik sıradan ve de çoğunlukla da meslekten olmayan kişi sayısı artmıştır. Bu kendisini aşağı çeken meslek dışı insanların ardında yine mesleğinden -belki de en yakınından- kişiler vardır. Tesbit edebildiklerine savaş açar. Bu savaş bildiğimiz savaşlardan değildir. Küsme ile tavır koyma arasında bir şeydir.

Eh, bizim meslek de bunu gerektirir.

En önemli eleme veya elenme sürecine girmiştir. Ya eleyecek ya da elenecektir. Bu aşamada elenmişler safını seçmesi zaten mümkün değildir. Hele kendi insiyatifinde bilinçli olarak hiç.
Salınır-salıncak misali…

Ama aklına girmiştir bir kere:

“Gitmek mi zor, kalmak mı zor” şarkısını mırıldanır durur. . .

***
Arkasını yazmıyoruz. Henüz yaşamadık. Yaşayınca yazacağız…

(Ha, bu arada; eski can can meslek arkadaşları aklından çıkalı çok olmuştur ama geri gelecekleri günler de çok uzak değildir…)

Dr. Ayhan Sarı “Yıllar İçinde İlk Meslek Arkadaşlıklarının ve Meslek Deneyimlerinin 40 Yaş Minik Yansımaları” www.musikidergisi.net




Hoşgeldiniz