Türk-Batı Müziği Kutuplaşması Yeniden mi Hortlatılıyor?… Dr. Ayhan Sarı


Toplam Okunma: 2051 | En Son Okunma: 21.09.2017 - 12:15
Kategori: Cevabi Yazılar, Fikir Yazıları

Olacak şey değil… Yıl 2008. Onyıllarca kısır bir döngüde verimsizce yaşanan Türk-Batı müziği kutuplaşmaları ve çekişmeleri, piyanoya işeme ve Itri’nin notasına mıç silme muhabbetlerine dayandı. Arkasından ne gelir bilinmez. Birileri bir-iki kişinin ağzından çıktığı iddia edilen cümlelere –roman mahallesi kadın kavgaları- misali balıklama atladı. Ne meraklıları varmış meğersem pisleme muhabbetlerinin.

Türk-Batı Müziği Kutuplaşması Yeniden mi Hortlatılıyor?… Musiki Dergisi

Olacak şey değil… Yıl 2008. Onyıllarca kısır bir döngüde verimsizce yaşanan Türk-Batı müziği kutuplaşmaları ve çekişmeleri, piyanoya işeme ve Itri’nin notasına mıç silme muhabbetlerine dayandı. Arkasından ne gelir bilinmez. Birileri bir-iki kişinin ağzından çıktığı iddia edilen cümlelere –roman mahallesi kadın kavgaları- misali balıklama atladı. Ne meraklıları varmış meğersem pisleme muhabbetlerinin.

Nasıl bir kuyruk acısı oluşmuş ki kimi müzik uğraşanlarımız ve uğraşmayanlarımızda; çıkara çıkara bitiremiyorlar.

Konu Fazıl Say’ın sözleriyle başladı. Haklıydı. Birçok yazı yazıldı. “Git, sen kimsin” diyeninden “gitme, mücadele et” diyenlerinin ardından boyut ve düzey yükseltileri bir bir kendini gösterir oldu. Ama bildiğimiz bilimsel-düşünsel derinliklerin fikir beyanlarına doğru değil.

Konu şimdi de başka derinliklerde(!), tek-tüklerin anılarına dayandırılan pisleme söylemlerinde gelişmeye başladı.

Bu kadar mı pespaye, bu kadar mı bayağı olur, içinde birçok anlamın yattığı sözlerin yansımasının geldiği sonuç.

Gelinen son duruma bakınız: Pisleme ve mıç silme.

İnsana “Allah belanızı vermesin!” demekten başka bir söz bırakmıyorlar.

Güya toplumun kültür düzeyine mana buluruz. Bizim içimizdekilerden bazılarının sanki çok farkları var…

Sanki yok oluş öncesinin son çırpınışları…

Aşağıdaki yazı “gelinen son durumu tahlil etmek açısından” belirgin ve de vahim bir örnek oluşturmuş…

______________________

Murat Bardakçı
“Aynı zihniyet, Itrî’nin eserine de kıçını silmişti.”
(10.01.2008) www.haberturk.com

Gazetelerde okumuşsunuzdur: Fazıl Say’ın Türkiye’yi terketmeyi düşündüğünü söylemesinden sonra başlayan tartışmaya AKP Milletvekili Osman Yağmurdereli de katıldı fakat üslûbu fazla tepki çekti. İş nihayet döndü, dolaştı ve 12 Eylül öncesinde Ankara’daki Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Beethoven ile Zuckmayer’in büstlerini kırıp piyanolara pisleyen sağcı öğrencilerin arasında Yağmurdereli’nin de bulunduğu iddia edildi.

Suçlama doğru mudur, değil midir, bilmiyorum ve sadece naklediyorum. Ama, idrar yahut dışkı gibisinden tabii maddelerle musiki arasında bağlantı kurma konusundaki tek iddia bu değildir ve müzik camiasında, senelerden bu yana vârolan bir başka iddia daha vardır: Klasik Türk Müziği’nin önde gelen isimlerinden olan 17. asır bestekârı Itrî’nin, tam adıyla Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi’nin en önemli eseri Nevâ Kâr’ının notalarına, 1976′da İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’ndaki bazı müzisyenlerin kıçlarını sildikleri…

Ankara’daki iddianın bir benzeri, aynı senelerde İstanbul’da ortaya atıldı ama bu defa hadisenin tarafları farklıydı: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda görevli bazı müzisyenlerin, İstanbul’da bir Klasik Türk Müziği Korosu kurulmasını protesto maksadıyla, bu müziğin sembolleşmiş isimlerinden olan Itri’nin en meşhur eseri Nevâ Kâr’a kıçlarını sildikleri iddia ediliyordu!

İşte böyle bir ortam içerisinde, iktidardaki Milliyetçi Cephe Hükümeti, Klasik Türk Müziği’ni cumhuriyet tarihinde ilk defa devlet himayesine almış, 1976′da İstanbul’da bir “Devlet Korosu” kurulmuş, koroya AKM’de yer verilmiş ve çalışma imkânı sağlamıştı.
Koro bir tarafta sevinç yaratmıştı ama karşı taraf, işi bu yeni oluşumun aslında faşizmin ayak sesleri olduğu iddiasına kadar götürmüş ve alaturkanın AKM gibi “çağdaş” bir mekâna girmesi karşı cenahta sinirleri bir hayli gelmişti.

Itrî’nin eserinin notalarıyla kıç silindiği iddiası, işte o günlerde duyuldu. Türkiye tuvalet kâğıdıyla daha tam olarak teşerrüf etmemişti ama, söylenenlere göre, AKM’nin tuvaletlerinde bol miktarda tuvalet kâğıdına rastlanıyordu ve saman kâğıdından olan malzeme, Nevâ Kâr’ın rahmetli nota yazıcısı Ziya Akyiğit’in kaleminden çıkmış teksir nüshalarıydı.
Hadiselerin detayları, koro ile orkestranın hâlen hayatta bulunan ama bu konuda şimdiye kadar susan mensuplarının açıklamalarını bekliyor…

Kaynak için bkz:

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=50707&cat=190&dt=2008/01/10
_____________




Hoşgeldiniz