Ülkemizde Müzik Eğitimine Genel Bir Bakış… Y.Doç.Dr. Göktan AY


Toplam Okunma: 7985 | En Son Okunma: 21.09.2017 - 04:48
Kategori: Araştırma Yazıları

… Müzik eğitimin tüm kademelerinde öğretmen, öğrenci, yönetici ve müfettiş ile veliler üzerinde yapılan öğretmen profili araştırmalarında, Türk öğretmeninin bir çok yönden yetersiz ve standartların altında olduğu ortaya çıkmıştır. Neden olarak ta; eğitimin-pedagojik formasyonun yetersizliği, atamalarda planlama ve koordinasyon eksikliği, hizmet içi eğitim seminerlerinin yapılmaması-yetersizliği ve ekonomik sebepler gösterilmektedir..

Ülkemizde Müzik Eğitimine Genel Bir Bakış… Y.Doç.Dr. Göktan AY

Ülkemizde, milli eğitimi sistemi içinde müzik eğitimi, Cumhuriyet dönemi ile şekillenmiş, müfredat programları sık sık değişime uğramış, müzik dersleri; programlardan kaldırılmış, seçmeli yapılmış, not dışı değerlendirilmeye alınmış, ders programlarında Türk müziği dersleri çoğunlukla hiç yer almamış, aldığı zaman da halk türkülerinden birkaç örnekle yetinilmiştir. Türk müziği derslerinin programlarda yerini almaya başlamasının görülmesi tarihi ise 1986′dır.

5 Yıllık kalkınma planları incelendiğinde de bu gidişe paralellik sağlandığı görülmektedir. Şöyle ki; 1. beş yıllık kalkınma planlarında (1963-67) batı sanatının yurtta, Türk sanatının da dünyada tanıtılması(1), 2. beş yıllık planda(1968-72) halk müziğinin korunması, Türk kültürünün milletlerarası alanda yerini alması;opera, bale ve orkestraların yaygınlaştırılması (2), 3. beş yıllık planda(1973-77) Türk halk ve sanat müziğinin gerçek unsurlarını korumak ve geliştirmek için çalışmalar yapılması ve bilimsel bir kuruluş kurulması(3), 4. beş yıllık kalkınma planında (1979-1983) Cumhurbaşkanlığı ve devlet senfoni orkestralarının geliştirilmesi, iç ve dış gezilerle bu türün yayılması için çaba gösterilmesi, Türk müziği üzerinde ısrarla durulması, bilimsel çalışmalara etkinlik kazandırılması(4), 5. beş yıllık kalkınma planlarında(1985-89) batı ve Türk müziği eğitimi veren kurumlar arasında dengesizlik olduğu, araştırma faaliyetlerine önem verilmediği, bu nedenle Türk musikisinin araştırılması, geliştirilmesi ve tanıtılmasının ana ilke olarak benimsendiği, Türk musikisi eğitim kuruluşlarının yurt seviyesinde yaygınlaştırılması,Türk müziği eğitimi yapan kuruluşların daha geniş imkanlarla desteklenmesi(5) belirtilmektedir.

Bugün itibarı ile ülkemizde 20’i aşkın Devlet konservatuarı (3 tanesi Türk Müziği) 25’e yakın müzik eğitimi anabilim dalı ülkemizin ihtiyacı olan müzik öğretmenlerini, sanatçılarını yetiştirmektedirler. Son yıllarda YÖK nun Türk müziği konservatuarı kurmak için başvuran üniversitelere bu izni vermediği bilinen gerçeklerdendir. Bu konu ile ilgili olarak Samsun, Sakarya, Trakya,Selçuk üniversitelerinin başvuruları ve verilen cevaplar temin edilebilir.

Yine bugün için müzik öğretmenlerinin durumuna baktığımızda, 4 yıllık,3 yıllık,2 yıllık,2-3 aylık çok değişik eğitim almış öğretmenlerin dersleri doldurduğu görülmektedir. Yine bu öğretmenlerin ana dalları olduğu halde piyano, gitar, bağlama, ud v.b. gibi çalamadıkları marşlara eşlik edemedikleri belirtilmekte, konuşulmakta, ancak, bu tür bilgilerin bilimsel olarak araştırılması yapılmamakta, çözüm içinde uğraş verilmemektedir.. Ancak; eğitimin tüm kademelerinde öğretmen, öğrenci, yönetici ve müfettiş ile veliler üzerinde yapılan öğretmen profili araştırmalarında, Türk öğretmeninin bir çok yönden yetersiz ve standartların altında olduğu ortaya çıkmıştır. Anket sonucunda; mevcut öğretmenlerin “olması gerekenden daha alt düzeyde olduğu”; neden olarak ta; eğitimin-pedagojik formasyonun yetersizliği, atamalarda planlama ve koordinasyon eksikliği, hizmet içi eğitim seminerlerinin yapılmaması-yetersizliği ve ekonomik sebepler gösterilmektedir..
Bize göre de, kurumların tabu olarak ele alınması, yönetime geçenlerin kurulları hiçe sayarak görüşlerini hayata geçirme için ısrarlı olmaları, anasanat/anabilim dallarının yeterli görevi yapamaması, insanların sadece ders veren hiçbir şeye karışmayan bir kişiliğe büründükleri diğer sebeplerdir.

Şimdi dilerseniz “müzik eğitiminin” amacına bir göz atalım ve 1931 yılı orta mektep müfredat programındaki açıklamayı okuyalım; Amaç; talebenin kulağını, sesini, zevkini ve ritim hissini terbiye etmek sureti ile onu, teganni ettiği veya dinlediği musıki eserlerinden lezzet alacak, hiçbir sazın yardımına muhtaç olmadan kolay bir musıki parçasını okuyabilecek ve toplu tegannilere iştirak edecek hale getirmek. Kısaca, her öğrenciyi “iyi müzik dinleme alışkanlığının” kazandırılması için eğitmek ve bunun için de çeşitli müzik türlerinden faydalanmak.

Aydın müzik öğretmeni; kendi kültürünü bilen, gelişmeye açık, dünya müzikleri hakkında bilgili ve en az bir çalgıyı iyi derecede çalabilen birisi olmalıdır. Cumhuriyet döneminin batılılaşma felsefesi, her alanda olduğu gibi, müzikte de batının sistemini, gelişimini, metotlarını alarak, Türk müziğinin gelişmesi için çaba sarf etmek olarak açıklanabilir.

Bilindiği gibi, Türk müziğinin bilimsel olarak araştırılıp, geliştirilmesi için Devlet; 1976 yılından itibaren bir çaba göstermiş, konservatuarın kurulması ile sistemler, metotlar, düzenler, makamlar tartışılmaya başlanmıştır. Özellikle müzik bölümlerinin üniversiter bünye içinde yer alması ile araştırma ve yayınlarda gözle görülür bir artış sağlanmıştır. Yapılmakta olan sempozyumlarda Türk be batı müziği mensuplarının çok seviyeli bir şekilde konuları sundukları ve tartıştıkları görülmektedir. İşte bunlar, önderimiz Atatürk’ün, daima istediği geçmişten geleceğe köprü kurmanın en güzel yollarıdır. Milli olmadan, milliliği önemsemeden evrensele uzanmak mümkün değildir ve aksine yapılan uygulamalarda toplum tarafından kabul görmemiştir. Bu ülkenin müziği ancak her iki tür bilim adamlarının ortak çalışması ile gelişim gösterecektir. Yıllardır batılı olmayı, batılı gibi düşünmek olarak değerlendirmek milli kültürümüzde derin yaralar açmıştır. Milli kültürümüzün bir bölümünü kabul ederek diğer bölümünü kabul etmemek, bilimsellikle bağdaşmamaktadır.

Ancak; müzik eğitimi kurumlarının kurulması veya çoğaltılması ile iş bitmemektedir. Çünkü, önemli olan öğrenciyi yetiştirecek kadrolardır. Eğitim kurumları müfredat programları ile kendilerine yön vermektedirler. Eski kaynakları karıştırdığımızda, ülkemizde müfredat programlarının 1931,32,53,69,71,86,91,94 ve en son 2002 ve 2006 yıllarında değiştirildiği görülmektedir. Adı ve yılı ne olursa olsun, ne kadar doyurucu ve güzel olursa olsun, uygulayacak olan insan yine öğretmen olacaktır. Eğer öğretmen; araştırıcı, kültürüne saygılı, yaşamaya hevesli, öz müziğini seven-bilen, iyi yetişmiş, ekonomik bakımdan rahat olmazsa amaçlarda belirtilenleri çocuklara vermesi imkansızdır. Özellikle 1986 yılından sonram müfredata konan Türk müziği dersleri işi çözümlememekte, çoğu öğretmen konuyu bilmediği için atlamakta ya da yüzeysel geçmektedir.Bu konuda Türk Müziği Devlet Konservatuarı mezunları eğitimi ortak aldıkları için zorlanmamaktadırlar. Ancak onlarda çocuk/okul şarkılarında, piyanoda, marşilarda zorlanmaktadırlar.

Yine müzik eğitimi bölümlerini incelediğimizde, son yıllarda Türk müziği derslerinin kredi olarak arttığı görülmektedir. Ancak, YÖK tarafından ortak uygulamaya geçilen müzik bölümlerinde bir yarıyıl (2 kredi)TSM, bir yarıyıl (2 kredi)THM görülmektedir. Bu son derecede yetersiz olup, formalite olarak konduğu izlenimi vermektedir. Acaba, bu program, uygulanmakta olan programların aksayan yönlerinin tespit edilip, kurullarda tartışılıp, uygun bulunmuş sonucumudur? Alınan cevap hayırdır ve bu programı sahiplenen bir kişi çıkmamıştır. Bu program 4 sene uygulanmış, öğrenciler üzerinde denenmiş, başarısız olmuş şimdi tekrar değiştirilmiştir..
Şimdi de müzik eğitimi programlarından bazılarına göz atalım ve değişiklikleri belirtelim. Örnek olarak Buca, Gazi, Fatih, Atatürk Eğt. Fak. Müz. Böl. alınmıştır. (Örnek programlar üzerinde bilgi)
Bizim görüşümüze göre, aynı amaç için gayret gösteren eğitim kurumları, asgari müşterekte birleşmeli, ama üst sınırda serbest hareket edebilmelidir. Bölümlerde temel olarak piyano, solfej, şan, müzik türleri, toplu çalışma, koro dersleri verilmekte diğer dersler değişebilmektedir. Bu konservatuarlar içinde geçerlidir. Konservatuarlar sanatçı yetiştirmeyi amaç edindikleri için eğitim programları branşlarına göre değişmektedir.

Eğitimim ilk basamağı olan ilköğretim çok önemli olup, bu dersleri veren öğretmenlerin çok yönlü yetiştirilmesi gerekmektedir. Çocuğun müzikal gelişimini, yeteneğini ortaya çıkarmak bu dönem öğretmenlerinin görevi olmalıdır. Ancak, geriye dönüp baktığımızda, öğretmenlerin sanat konularında yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadığı görülecektir. Bu konuda Y.Doç.Dr. Ercan Mertoğlu’nun “ilkokullarda müzik eğitimi” konulu yüksek lisans tezinden tespitlere yer vermek istiyorum. Yapılan araştırma sonucunda;

a/Öğretmenlerin hepsi eğitim aldığını söylemiş, %75 i müzik dersinin MEB ilke ve amaçlarına uygun olduğunu belirtmiştir.
b/Öğretmenlerin ağırlıklı bir bölümü eşlik çalgısı kullanmamaktadır.
c/Öğretmenlerin %50 si, ilkokul çocuğunun ses sınırını bilmemekte, porte üzerinde gösterememektedirler.
d/Çoğunluğu önlerine konan bir çocuk şarkısını deşifre edememektedirler.
e/İki nota arasındaki ses farkına, yarısı doğru cevap verebilmiştir.
f/Dizi kavramı bilinmemektedir.
g/Çoğu tempo belirleyici kavramları bilmemektedirler.
h/Tamamına yakınının kaset,CD,kitap arşivi yoktur.

Yine Uludağ Ün.Öğr. Gör. İsmail M.Göğüş’ün benimle çalıştığı sanatta yeterlik tezinin bir bölümünde yaptığı Müzik bölümleri öğretim görevlileri profili ile benim konservatuarlarda yaptığım profil arasında çok fark bulunmamaktadır.Şöyle ki;

a/Yurt dışında eğitim alan azdır.
b/Yayınlanmış makalesi olan %30 dur.
c/Yayınlanmış kitabı olan %10dur.
d/Derslerde öğrencilere yayınlar tavsiye edilmemektedir.
e/Düzenli bir yayın takip edilmemektedir.
f/İdareciler kısmen görevlerini yapılmakta, yönetmelikler anında duyurulmamaktadır.
g/Düzenli bir topluluk yoktur.
h/Seminerler, toplantılar düzenli yapılmamaktadır.
ı/Ana sanat/bilim dalları göstermelik olarak toplanmaktadır.
j/Çalışan-çalışmayan ayrımı kurum içinde hissedilememektedir.
k/Aynı dersi veren öğretim elemanları arasında kısmen bir uyum vardır.

Cumhuriyet Türkiyesinde sanıyorum müzik kadar başka bir konu ile uğraşılmamaktadır. Şimdi de okulların genel durumuna bir göz atalım isterseniz. Örnekler devlet okullarından alınmıştır;

a/Öğrencilerle ilgili bir çalışma yapılmamakta, yetenekli öğrenciler yönlendirilememektedir.
b/Müzik odası, araç-gereç,arşiv yoktur.
c/Okullarda istiklal marşı dahil diğer marşların düzenli kayıtları yoktur.
d/Öğrenciler konser ve resitallere özendirilmemektedirler.
e/Marşlar ve okul şarkıları doğru öğretilmemektedir.
f/Müzik öğretmenleri derslerine gerekli ciddiyetle sarılmamaktadır.

Görüldüğü üzere geldiğimiz noktanın çok başarılı olduğunu söylemek hayli zordur. Acil olarak;
Müzik uzmanları bir araya gelerek, ülkemiz için gerekli, ayağı yere basan, milli ve evrensel müziklerin içinde olduğu bir örnek program hazırlamalıdır. Batı müziği kurumlarında, bir milli çalgı yardımcı ders olarak yer almalıdır.

Staj imkanları kurumlar arası yapılabilmelidir.
Kurumlar arası ders imkanı getirilmelidir.
Kurumlar arası kurullar sürekli toplanmalıdır.

Sözün özü; Tekses-çokses, batı-doğu kavgası yerini ortak bir paydaya, saygı ve sevgiye bırakmalıdır.

Kaynaklar

1. Beş yıllık kalkınma planı. DPT Yayını, Ankara, 1963,s.461
2. Beş yıllık kalkınma planı. DPT Yayını, Ankara, 1967,s.187
3. Beş yıllık kalkınma planı. DPT Yayını, Ankara, 1973,s.786-788
4. Beş yıllık kalkınma planı. DPT Yayını, Ankara, 1979,s.284
5. Beş yıllık kalkınma planı. DPT Yayını, Ankara, 1985,s.236
Göğüş,İsmail M.; Müzik Öğretmeni Yetiştiren Kurumlarda Anadal Ses Eğitimi Programlarının Etkinliği, Basılmamış Sanatta yeterlik tezi, İTÜ SBE,İstanbul, 1994
Mertoğlu, Ercan; İlkokullarda Müzik Eğitimi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, M.Ü.FBE,İstanbul, 1991
_______________________________
Göktan AY “Ülkemizde Müzik Eğitimine Genel Bir Bakış…” www.musikidergisi.net




Hoşgeldiniz