Türkiye Çalgı Pazarından Kesit(*)… Özgür Gözler


Toplam Okunma: 12554 | En Son Okunma: 23.11.2017 - 05:26
Kategori: Basından

Artık, müzikle ilişkimiz müzik setleri ve TV’lerden öteye gidemiyor. Müzikle amatörce ilişki kuranların sayısı, batılı ülkelerle kıyaslandığında son derece sınırlı. Bu da Türkiye’de müzik aletleri piyasasını ‘küçük’ kılıyor. Geleneksel Türk çalgılarına talep çok az. Ud değil, gitar isteniyor. Türkiye’de müzik aletleri talebi, özellikle batı müziği aletlerinde, ağırlıkla ithalat yoluyla karşılanıyor. Toplam 11.9 milyon dolarlık ithalat, 3.3 milyon dolarlık da ihracat var. Sektörü gençler ayakta tutuyor. Gençleri ise moda yönlendiriyor.

Aşı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı
Sakız Hanım’la Mahur Bey.
Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı Sakız Hanım,
Zaten onun için Sakız Hanım derdik kendisine
Pamuk gibi elleriyle kemençe çalardı.
Eşi Mahur Bey önce biraz nazlanır,
Sonra o da kanunuyla eşlik ederdi Sakız Hanım’a.
Beraber meşk ederlerdi…

Rahmetli Barış Manço’nun bu şarkısını hatırladınız mı? ‘Başka günler’den söz ediyor… Açık pencelerinden ud, kanun seslerinin yükseldiği evlerden, şimdilerde ne udun ne kemençenin sesi yükseliyor. Kimse Klasik Türk sazları çalmıyor ki… Bunun yerine ‘komşunun genç çocuğunun gitar sesi yükseliyor’… Ama nerede gençlerin akordsuz seslerine gösterilecek büyük tahammül. Kapayın pencereleri gitsin….

Artık, müzikle ilişkimiz müzik setleri ve TV’lerle sınırlı. Günümüzün Sakız Hanım’larıyla Mahur Bey’leri birlikte meşk etmek yerine CD’lerle idare ediyorlar. Müzikle amatörce ilişki kuranların sayısı, batılı ülkelerle kıyaslandığında son derece sınırlı. Bu da Türkiye’de müzik aletleri piyasasını ‘küçük’ kılıyor. Geleneksel Türk çalgılarına talep çok az. Ud değil, gitar isteniyor. Sektörü gençler ayakta tutuyor. Gençleri ise moda yönlendiriyor.

Yine ‘Çin’ parmağı
İç pazarın büyüklüğü konusunda rakam verilemiyor. Ancak dış ticareti kayıtlı. Türkiye’de müzik aletleri talebi, özellikle batı müziği aletlerinde, ağırlıkla ithalat yoluyla karşılanıyor. Toplam 11.9 milyon dolarlık ithalat, 3.3 milyon dolarlık da ihracat var. Merdiven altı üretim ve Çin faktörü bu sektörü de zorluyor.

11.9 milyon dolarlık ithalatın yüzde 65′ini org, gitar ve piyano oluşturuyor. Org için 2.6 milyon dolar, gitar için de 2.5 milyon dolarlık ithalat harcaması yapıyoruz. 2004 yılının ilk 6 ayında yapılan ithalat ise 7.2 milyon dolar.

Çin pek çok sektörde olduğu gibi müzik aletleri ithalatında da 4 milyon dolarla ilk sırayı alıyor. Çin’den en çok gitar geliyor. Çin’i, 2.3 milyon dolarla izleyen İtalya ise bize daha çok org satıyor. Çin ve İtalya’yı, 1.3 milyon dolarla Japonya ve 883 bin dolarla Endonezya takip ediyor. Bu dört ülke toplam ithalatın yüzde 70′ini karşılıyor.

Dünyaya zil satıyoruz
Türkiye’nin dünyaya armağan ettiği en önemli marka aslında bir müzik aletine ait. Zilciyan ailesinin imzasını taşıyan ziller dünyanın en önemli orkestralarının vazgeçilmezi. 200 - 300 yıllık Zilciyan zilleri müzayedelerde Picasso tabloları kadar değer görüyor. Ne yazık ki bu topraklardaki geçmişi 400 yıla yaklaşan bu aile Varlık Vergisi sonrası ABD’ye göç etti. Şimdi ailenin ABD’deki fertleri A. Zildjian markasıyla üretimlerini sürdürüyorlar.

Türkiye’de kalanlar ise K. Zilciyan markasını kullanıyorlar.
Zilciyan’ları andıktan sonra Türkiye’nin müzik aletleri ihracatında en önemli kalemin ‘zil’ olduğunu belirtelim.
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre 2003 yılında 3.3 milyon dolarlık müzik aleti ihracatı gerçekleştirildi. 2004 yılının ilk altı ayında ise ihracat 2 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

En çok ihraç edilen müzik aleti 1.4 milyon dolarla simballer (ziller, çalparanlar) olurken ikinci sırada 1.1 milyon dolarla zil dışındaki diğer vurmalı müzik aletleri yer aldı.

2003 yılı müzik aleti ihracatında ilk sırayı 767 bin dolarla Almanya alırken bu ülkeyi sırasıyla ABD (401 bin dolar), Fransa (368 bin dolar) ve Yunanistan (215 bin dolar) takip etti.

Gitar fiyatları 45 milyon ile 3 milyar lira arasında değişim gösteriyor. Kaliteyle beraber fiyatlar da yükseliyor. Merdiven altı üretim olarak nitelendirilen, kalitesiz ahşap kullanılarak yapılan, akustik, akord, perde sorunları olan gitarlar 25 - 30 milyon liraya satılıyor. Yerli yapım gitarlar ise ortalama olarak 45 milyon lira. Çin’den gelen kullanılabilir olan gitarların fiyatları ise yine 45 milyon lira civarında.

İthalatın Üçte Biri Çin’den
Müzik piyasasını gençler belirliyor. Gençler de geleneksel Türk müziği enstrümanları yerine, Batı enstrümalarını tercih ediyor.
2003 yılında 11.9 milyon dolar ithalata karşın 3.3 milyon dolarlık ihracat yapılmış. 2004 yılının ilk 6 ayında yapılan ithalat da 7.2 milyon dolar, ihracat ise 2 milyon dolar.

İthalatın yüzde 65′ini org, gitar ve piyano oluşturuyor. 2003′te org için 2.6 milyon dolar, gitar için de 2.5 milyon dolarlık ithalat yapılmış.

İthalatın yüzde 70′i Çin (4 milyon dolar), İtalya (2.3 milyor dolar), Japonya (1.3 milyon dolar) ve Endonezya’dan (883 bin dolar) yapılıyor.

İhracatın dörtte üçünü ise simballer (ziller, çalparanlar) ve zil dışındaki diğer vurmalı müzik aletleri oluşturuyor.

İhracatta ilk sırayı 767 bin dolarla Almanya alırken, bu ülkeyi sırasıyla ABD (401 bin dolar), Fransa (368 bin dolar) ve Yunanistan (215 bin dolar) izliyor.

Atakan Müzik Aletleri
Firmanın sahibi Mustafa Atakan, 25 yıldır bu işle uğraştıklarını ve Türk müziği enstrümanları ürettiklerini söyledi. Türkiye’de eskiden Türk müziği müziği enstrümanlarına ilgi duyulurken artık gençlerin gitarı tercih ettiklerini ve gitarın pazarda önemli bir yer edindiğini belirten Atakan, Batı müziği enstrümanlarının daha çok talep gördüğünü ifade etti. Atakan’a göre, müzik aletleri üretip satmak için bu işi sevmek ve en azından bir iki enstrüman çalabilmek gerekiyor. Bu sektörü gıda sektörüne benzeten Atakan, “Asla ölmeyecek sektörlerden biri. Meraklısı çok. Herkesin evinde en az bir enstrüman vardır. Tecrübesi olmayan bu aletleri satamaz, ben bir çok enstrümanı çalabiliyorum” diyor.

Zuhal Müzik
1973 yılında kurulan Zuhal Müzik’in sahibi Adnan Sungurlu Türkiye’de pazarın küçük olmasının ekonomik ve kültürel nedenlere dayandığını söylüyor. Katıldıkları fuarlarda bayiler arasında yapılan karşılaştırmalar sonucu Türkiye’nin yedide biri kadarlık nüfusu olan Yunanistan’da, 5 kat daha çok müzik aleti alım satımının gerçekleştiğinin görüldüğünü belirten Adnan Sungurlu, krizden sonra sektörün daha da daraldığını söylüyor.
Sungurlu 1999 yılındaki talebin yarısına ancak şimdilerde eriştiklerini anlatıyor. İç piyasada talebin genellikle batı enstrümanlarından yana olduğunu vurgulayan Sungurlu, piyasayı ayakta tutan gençlerin eski Türk sazlarıyla ilgilenmediklerini söylüyor.

Zeynel Abidin Cümbüş
Türkiye’de müzik aletleri dendiğinde Zeynel Abidin Cümbüş’ü anmadan geçmek mümkün değil. Cümbüş’ün mucidi olan Zeynel Abidin ile birlikte anılan bu marka 1900′lerden beri sektörde. Firma, imalatının yüzde 90′ını ihraç ediyor. “Müzik de moda kavramı çok güçlü. Kayahan’ın siyah gitarı ile yaptığı çıkıştan sonra herkes siyah gitar talebinde bulundu” diyen firmanın yöneticisi Alihan Cümbüş, Harem’le birlikte de darbuka taleplerinin de arttığını söylüyor. Cümbüş, Çin’le birlikte müzik sektöründe kalitenin düştüğünü, ucuz ve kalitesiz malların pazara girdiğini belirtiyor. Alihan Cümbüş’e göre sektörde eğitim yükseltilirken, kalitesiz üretimin de engellenmesi gerekiyor.(1)
____________________________

(*) Özgür Gözler “Ziller ve vurmalı çalgılar Türkiye’den” başlıklı yazısından… http://www.milliyet.com/2004/08/31/business/bus03.htm




Hoşgeldiniz