Danton, Kompozitör Haydn ve III. Selim… Çetin Altan


Toplam Okunma: 4593 | En Son Okunma: 23.11.2017 - 12:08
Kategori: Basından

Fransa’da giyotinler çalışırken; Paris’te ressamlar, atölyelerinde “nü” modellerle çalışmayı sürdürüyor ve Londra’da da Joseph Haydn, “Baterilerin Vuruşları”(Drum Roll - A.S.) adı verilen 103′üncü senfonisini besteliyordu… Aynı tarihlerde ise İstanbul’da 1789′da, 29 yaşında tahta çıkan III. Selim, saray entrikalarının çöplüğü içinde, birtakım yenilikler yapmaya uğraşıyordu…

Danton, Kompozitör Haydn ve III. Selim(1)… Çetin Altan

Köyceğiz gecelerinde, TV kanallarındaki siyasal tatavalara yan gözle şöyle bir baktıktan sonra; doğru dürüst bir film izlemeyi yeğliyoruz.
Önceki akşam da, Taraf gazetesinin okuyucularına hediye olarak dağıttığı “Danton” filmini izledik. Yönetmenliğini Andre Wajda yapmıştı. Gerard Depardieu de Danton rolündeydi.
* * *
1789 Fransız Devrimi; yeryüzündeki ülkelere dalga dalga yayılmış ve “aristokratlar egemenliği” yerine, “halk iktidarı” yaftası altında “demagoglar saltanatı”nın binbir kanlı politik hırlaşmasını oturtmuş; yeni bir dönemin giyotinli kampanasıydı.
Ve nihayet İngiltere’nin en genç Başbakanı William Pitt tarafından finanse edilmiş olduğu da, belgeleriyle kanıtlanmıştı.
* * *
William Pitt, Washington’un İngiltere’ye karşı başlattığı “bağımsızlık savaşı”nda; Fransa Kralı 16. Louis’nin, başkaldırıya arka çıkmış olmasına sert bir yanıt vermek ve öç almak istiyordu.
Ama siyasal tarihin bilardo topları, William Pitt’in vuruşuyla, çok değişik ve hiç beklenmedik yuvarlanmalara neden olmuştu.
* * *
Fransız Devrimi’nin liderlerinden Danton, en yakın arkadaşı Robespierre tarafından ölüme mahkum edilerek, 1794′te giyotin altında can verdi.
Ve bugün Paris’te, 1789 Devrimi siyasetçilerinden sadece onun anıtı var.
* * *
Bugün Türkiye’de aileleriyle birlikte 10 milyonu bulan “politika tayfası“; kazara Danton filmiyle birlikte, yönetmenliğini John Boorman’ın yaptığı ve başrollerini de Janie Lee Curtis’le Geoffrey Bush’un paylaştığı “Panama Terzisi” filmini de izlerse; sanırım ki şaşkınlıktan, ayakları ağızlarından çıkar.
* * *
Fransa’da giyotinler çalışırken; Paris’te ressamlar, atölyelerinde “nü” modellerle çalışmayı sürdürüyor ve Londra’da da Joseph Haydn, “Baterilerin Vuruşları”(Drum Roll - Davul vuruşları A.S.) adı verilen 103′üncü senfonisini besteliyordu.
* * *
Aynı tarihlerde ise İstanbul’da 1789′da, 29 yaşında tahta çıkan III. Selim, saray entrikalarının çöplüğü içinde, birtakım yenilikler yapmaya uğraşıyordu.
* * *
III. Selim’in, devleti modernleştirme girişimlerine verdiği ad, “Nizam-ı Cedid, Yeni Düzen”di.
Fransa’dan, ordu ve tersane işlerinde çalışacak uzmanlar getirilmiş; Yeniçeri ordusu dışında, yeni bir ordunun biçimlendirilmesi için, “Talimli Asker Nezareti” diye de bir bakanlık kurulmuştu.
* * *
Bu konuda Prof. Enver Ziya Karal şöyle yazıyor:
“Nizam-ı Cedid programının yürütülmesi için, kuvvetli bir ıslahatçı ekibin varlığı, aydın sınıfın ıslahat düşüncesini açık gönül ile kabul etmesi ve imparatorlukta bir “barış devri”nin kurulması gerekli idi.
Halbuki III. Selim devrinde, bu şartların hiçbir vakit ve hiçbir suretle gerçekleşmediği görülmektedir.”
* * *
Gerçekten de o dönemlerde camilerde şu tür vaazlar veriliyordu:
- Askere setre pantol giydirip imanına halel getiren, önlerine “muallim” diye frenkleri düşüren Padişah’a elbette Allah yardımını çok görür.
* * *
“Nizam-ı Cedid”in 12 bin askerden oluşan yeni ordusu aleyhinde, camilerde verilen vaazlar hakkında Prof. Enver Ziya Karal şöyle diyor:
“Bu propagandaların tesiri en çok Yeniçeriler arasında görüldü ve o kadar görüldü ki, onlardan birine bir gün latife olarak:
- Nizam-ı Cedid olur musunuz, diye sorulduğunda; yanıt şöyle olmuştu:
- Hâşâ, Moskof olurum, Nizam-ı Cedid olmam.”
* * *
III. Selim’in, nasıl tahttan indirilip öldürüldüğüne gelince:
1-
Boğaz’daki kalelere Trabzon dolaylarından iki bin kadar “yamak asker” getirilip yerleştirilmişti. “Nizam-ı Cedid kılığına girmeyiz”, diye önce onlar ayaklandı. İçlerinden Kabakçı Mustafa’yı başlarına lider seçtiler.
* * *
2- Kabakçı Mustafa, ayaklanmanın nedenini halka şöyle açıkladı:
“Ey ahali, meramımız Nizam-ı Cedid belasını kaldırmaktır. Başka niyetimiz yoktur. Müslüman olanlar, kendilerini ocaklı bilenler bizimle beraber olsunlar”
* * *
3- III. Selim’in yeğeni veliaht Şehzade Mustafa ve Şeyhülislam Topal Ataullah Efendi, Kabakçı’yı tutuyorlardı.
Vezir-i Azam vekili Köse Mustafa Paşa da, “yamaklar ayaklanması”nı bastıracağına, “basit bir iş” diye Padişah’ı uyuttu.
* * *
4- III. Selim, Nizam-ı Cedid’i kaldırdığına dair bir hatt-ı hümayun yazdı.
Vezir-i Azam vekili Köse Mustafa Paşa, el altından Kabakçı’ya 11 kişilik bir “kurban” listesi gönderdi. Kabakçı da “kurban” listesindekileri öldürmek için III. Selim’den istedi.
* * *
5- III. Selim, listede adları olanları, Kabakçı ile adamlarına teslim etti. İsyancılar da, “11 kurbanı” korkunç işkencelerle paramparça ettiler.
* * *
6- Bu kez de III. Selim’in tahttan indirilmesi sorunu getirildi gündeme.
İstanbul kadısı, Yeniçerilerle şu sorunu tartışıyordu:
“Bundan sonra bu padişaha emniyet olmaz. Sultan Selim’in saltanatta istiklali yok. Hükümeti, birtakım zalimlerin eline verdi. Kendisi zevk-ü sefa ile meşgul. Devlete getirdikleri de, fukaraya ve reayaya zulüm yapıyorlar; böyle bir padişahın hilafeti sahih midir?”
* * *
7- Şeyhülislam Topal Abdullah Efendi “değildir” cevabını verdi ve “hal fetvası”nı yazdı.
* * *
8- İsyancılar:
- Sultan Selim’i istemiyoruz. Sultan Mustafa Efendimizi istiyoruz, diye bağırıp çağırıyorlardı.
Ve III. Selim, padişahlıktan çekildiğini açıkladı, 1807.
* * *
9- IV. Mustafa padişah oldu.
Ancak bu olaya pek kızmış biri vardı, eski bir “Serhat Beyi” olan Alemdar Mustafa Paşa.
* * *
10- Alemdar Mustafa Paşa, önce yeni padişah IV. Mustafa ile, Vezir-i Azamı Çelebi Mustafa Paşa’nın güvencesini kazandı. Ve III. Selim’in devrilmesinden 1 yıl kadar sonra, Saray’dan izin alarak, ordusuyla Rumeli’den İstanbul’a geldi.
* * *
11- Aynı gün Babıali’yi basarak, Çelebi Mustafa Paşa’dan sadaret mührünü aldı. 28 Temmuz 1808.
* * *
12- IV. Mustafa ve adamları korku içindeydiler. Önlerinde tek bir kurtuluş yolu vardı.
III. Selim’le, yeni padişah IV. Mustafa’nın 24 yaşındaki küçük kardeşi Mahmut’u; Alemdar, Saray’a gelmeden öldürürlerse, Osmanlı hanedanından sadece bir IV. Mustafa kalacaktı hayatta. Böyle bir durumda IV. Mustafa’yı kimse tahttan indiremezdi.
* * *
13- Bu kanlı plan hemen uygulandı.
Alemdar, Saray kapısından içeri girdiği sırada; IV. Mustafa’nın adamları, dairesinde kitap okumakta olan III. Selim’i, hançerleye hançerleye öldürdüler.
Vakit olmadığı için, hanedan üyelerine uygulanan “boğarak, kan dökmeden öldürme” geleneği rafa kaldırılmıştı.
* * *
14- Cellat ekibi, Selim’i öldürdükten sonra, Şehzade Mahmut’un dairesine koştu. Oradaki Cevahir Kalfa diye yürekli bir cariye, gelenlerin gözüne kül fırlattı. O sırada birkaç kişi de, Şehzade Mahmut’u bacadan dama çıkararak kurtardı.
* * *
15- Alemdar Mustafa Paşa, IV. Mustafa’yı tahttan indirdi. Yerine 24 yaşındaki küçük kardeşi Şehzade Mahmut’u çıkardı.
Ve Sultan II. Mahmut, sonunda ağabeyi IV. Mustafa’yı boğdurttu.
* * *
Köyceğiz gecelerinde, Danton gibi siyasetin kanlı çöplükleriyle de ilgili, çarpıcı filmler izleyerek; aynı dönemlerde bizdeki siyasal durumlarla karşılaştırmak, doğrusu hoş oluyor.
* * *
Hele bir de, aynı dönemlerde bestelenmiş olan, Haydn’ın 103′üncü senfonisini dinlemeyi de ihmal etmezsen…
* * *
François Coppee’nin dediği gibi:
- Ahmak bir tarafı da var şu insanlığın…
* * *
Hadi bir ekleme de biz yapalım:
- Muhteşem bir tarafı da olduğu gibi…
________________________________________

c.altan@prizma.net.tr

(1) http://msnyasam.milliyet.com.tr/2008/02/16/yazar/altan.html




Hoşgeldiniz