2008 Türkiye’sinde Müzik Sorunlarımız Hala Devam Ediyor… Y.Doç.Dr. Göktan Ay


Toplam Okunma: 1720 | En Son Okunma: 20.09.2017 - 15:17
Kategori: Fikir Yazıları

2008 Türkiye’sinde, müzik eğitimi kurumlarımızdan mezun olanların olaylara, Türk - Batı müziği zıtlaşmasına daha objektif baktıklarını, araştırmaya önem verdiklerini, her iki müziğin de birbirine ihtiyaçlarının olduğunu fark ettiklerini görmek, bizlere esenlik vermektedir. Yapılan bitirme ödevleri, yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik tezleri, makaleler, kitaplar, yapılan besteler, metod çalışmaları bilimsellik yolunda çok olumludur.

YÖK sayesinde “müzik” bilimsellik yolunda hızla ilerlemektedir, Y.Doç, Prof. larımız da vardır, ancak, Türk müziğinde hala netleştirilmeyen konularla sorunlar yeni kuşaklara aktarılmaktadır;

1/ Çalgıların standardizasyonu önemli olduğu, çalgı yapım bölümleri açıldığı halde, ülke çapında bir anlayış beraberliği sağlanamamıştır. Bölümler, eğitim içinde tıkanıp kalmış, bölgeye ve alana hükmetmeyi başaramamıştır. Bu şekilde bölümlerde yapılan çok önemli çalışmalarda kapalı kalmakta, hedefine ulaşamamaktadır. Eylül 2007 içinde, İCANAS 38 Kongresinde Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Çalgı Yapım Bölümü’nün açtığı sergi hem yerli hem de yabancı bilim adamlarınca övgü ile karşılanmıştı. Önümüzdeki dönemde Konservatuarımız ve MEB Çıraklık ve Yaygın Eğitimi Genel Müdürlüğü ile bu konuda, ülke çapında uygulanacak bir proje için çalışmalar, yürütücülüğümde devam ettirilmektedir.

2/ Müzikte uygulamayı destekleyen ses sistemi teorileri konusunda da tartışmalar devam etmektedir. Her ne kadar 24 komalı sistem Türk sanat müziğinde kabul görse de THM de 17 li sistem üzerinde devam etmektedir. Bu konuda İTÜ T.M.D. Konservatuarı, 33. kuruluş yıldönümü etkinlikleri içinde, 04-06 Mart 2008 tarihleri arasında, Türk Müziğinde uygulama-kuram sorunları ve çözümleri uluslar arası kongre” düzenleyerek konu üzerinde çalışan bilim insanlarını buluşturmayı, konuşturmayı-tartıştırmayı hedeflemiştir. Kongre için “itu.edu.tr” bilgi alınabilir.

3/ Bütün dünyanın kabul ettiği 440 frekans “la” sesinin karşılığı Türk müziğinde 4 -5 ses yukarıdan veya aşağıdan kullanılmaktadır. 440 kabul edildiğinde çok büyük farklılıklar oluşacağı, eserlerin yeniden yazılması gerektiği iddia edilmektedir. Bu konuda laf değil icraat beklemektedir.

4/ Halk müziğinde 13 ana dizi tespiti yapılmış, ayak terimi kaldırılmış, “yahyalı kerem dizisi”, “garip dizisi” v.b. adlar benimsenmiştir. Bu diziler “makam” özellikleri ihtiva etmemekte, ancak dizi olarak TSM makamlarına yakın seslerde dolaşmaktadırlar. Her kurum/kişi kendi bildiğini okumakta, yapılan çalışmaları okumamakta gelişme sağlanamamaktadır? Batı- Türk müziği ayrımının yanına Türk sanat –halk müziği ayrımını eklemek ne kadar doğrudur? Bilimsellik ne zaman kazanacaktır?

5/ Günümüze kadar yazılan bestelerde ve derlemelerde elde edilen türkülerde uluslararası müzik işaretleri kullanılmamaktadır. Örneğin, “metronomu” belirtilen eser bulmak güçtür. Hala “uzun hava” tanımı, serbest ezgiler olarak verilmekte, uzun havaların kendi içinde bir giderlerinin olduğu nedense! atlanmaktadır.

6/ Kuramsal bilgilere değer verilmemekte, çalmak-söylemek yeterli görülmektedir. Biİimselliğin temeli araştırmak-okumaktır. Lisans mezunlarında dahi en basit tanımlarda doğru cevap alınamamaktadır.

7/ Müziğin, temeli “meşk” tir. Sadece üniversite sistemi içinde verilen derslerle kalmak yetmemelidir. Ders saatleri dışında işin uzmanlarından ders almak, onlarla birlikte okumak/çalmak çok önemlidir. Yine bu uzmanların yaptıklarını dinlemek, arşiv oluşturmak ilerisi için çok faydalıdır. Müzik eğitimi kurumlarında/topluluklarında/korolarında sağlıklı bir müzik kütüphanesi kurulamamıştır. Ülkemizde müzik müzesi kurulması çalışmaları hep yarıda kalmaktadır.

8/ Müzik kurumları, çalışmaları ile kendilerini bulundukları çevreye kabul ettirememektedirler. Müziğin gücü, velilere, il büyüklerine, Rektöre hatta Bakana anlatılamamaktadır. Müzik kurumları tanıtım gücü olarak kullanılmalıdır. Bunun içinde müzik kurumlarını yönetenlerin ilişkileri geliştirici, sosyal, saygın, üretken, paylaşımcı kişilerden seçilmesi gerekmektedir.

9/Ülkemizdeki müzik politikası, siyasetten sürekli etkilenmektedir. Sağlıklı bir kültür politikası belirlenmediği için; gelen Partinin, Bakanın, Müsteşarın görüşlerine göre şekillenebilmektedir. Yapılacak işlerde müzik sivil toplum örgütlerinin görüşlerine ihtiyaç duyulmalıdır. Alanda karar verenler, mutlaka müzik alanında çalışanlar olmalıdırlar.

10/ YÖK bünyesinde eğitim yapan konservatuarların ve müzik eğitimi bölümlerinin lisans/yüksek lisans/doktora-sanatta yeterlik programları acilen elden geçirilmelidir. Ülkemizdeki batı-Türk müziği ayrımına son verecek çalışmalar yapılmalıdır. Şahsımın ortaya koyduğu ve sempozyumlarda sunduğu, “Ulusal Devlet Konservatuarı” yapılanması masaya yatırılıp, değerlendirilmelidir.

Son söz; insanların “müzik okuryazarı” olması için ülke çapında seferberlik uygulanmalıdır.
_____________________________
Göktan Ay “2008 Türkiye’sinde Müzik Sorunlarımız Hala Devam Ediyor…” www.musikidergisi.net




Hoşgeldiniz