Şarkı Arası Alkışları… Ayhan Sarı


Toplam Okunma: 1854 | En Son Okunma: 19.11.2017 - 07:31
Kategori: Fikir Yazıları, Yazarlarımız: A.Sarı

Geleneksel Türk müziğinin(GTM) dinleme ve dinleyici olma boyutu, gelenekselden konser mekanlarına uzanan yeni bir dinleme şeklini de ortaya çıkarmıştır: Koltuk konserleri… Elit dinleyici, müzikal bütünlük içinde seyreden konser repertuarının ruh gizemine dalmışken birden kulağına gelen şak şak sesleriyle gerçeklere dönmenin! gizli şokunu yaşamak zorunda bırakılmaktadır… Bu adabın ve görgünün henüz Devlet Koroları konserlerinde bile yerleşmediğini göz önüne getirecek olursak amatör dernek-kurum vs korolarımızın konserleri belki biraz daha hoşgörülebilir. Ama konu, üzerinde durulması gereken bir durum arzetmektedir.

Geleneksel Türk Müziğinin dinleme ve dinleyici olma boyutu, 20.yy dan itibaren gelenekselden konser mekanlarına uzanan yeni bir dinleme şeklini de ortaya çıkarmıştır. 1921 de (Şark Musiki Cemiyeti) Ali Rifat Çağatay ile başlıyan halka açık GTM konserleri, artık gerek profesyonel, gerekse en küçük yerleşim birimimizde bile kurulmuş bulunan amatör koro konserleri şekline dönüşmüştür. Bu korolara toplumun hemen kesiminden icracı müzik meraklıları devam etmekte ve bunların sayesinde konserlere gelen kişi sayısında belirgin bir artış gözlenir olmuştur.

Söz konusu konser izleyicilerinin arasında koroda tanıdığı-akrabası vs. olmaması durumunda o konsere gitmeyeceklerin oranı nerdeyse yarı yarıyadır. Yani amatör koro konserlerinin doluluğunda, müzikten ziyade koro müdavimlerinin arkadaş, komşu, akraba ilişkileri önemli bir etkendir.

Geleneksel Türk müziği koltuk konserlerindeki izleyici kitlesinde yeni oluşan bir konser izleme adabı oluşum süreci yaşanmakta olup; bu konserleri gerek düzenleme, gerek icra etme, gerek izleme görgüsü, yeni yerleşen sosyal olgularımızdandır. Ve toplumun eğitim seviyesiyle doğru orantılıdır.

Bu adabın ve görgünün henüz Devlet Koroları konserlerinde bile yerleşmediğini göz önüne getirecek olursak amatör dernek-kurum vs korolarımızın konserleri belki biraz daha hoşgörülebilir olsa da konu, üzerinde durulması gereken bir durum arzetmektedir.

Sözkonusu GTM koltuk konserlerinde birinci derecede rahatsız edici boyut, her şarkı arasında gerçekleşen alkışlama refleksidir.

Durum öyle bir hal almaya başladı ki müzik dinlemeye gelen elit konser izleyicisi en az konser süresi kadar alkış sesi dinlemeye mecbur kalır oldu. Yani üç dakikada bir, en az bir dakika dakika alkış sesi. Gel kulağım gel…

Gelinen durum belli bir bütünlük içinde sıralanan konser repertuarının müzikal etkisinin kaybolmasının ince ayrıntısıdır. Elit dinleyici tam ezgilerin ve sözlerin ve en önemlisi müzikal bütünlük arzeden veya arzetmesi gereken repertuarın müzikal ruh gizemine dalmışken birden kulağına gelen şak şak tokatlarıyla gerçeklere dönmenin! gizli şokunu yaşamak zorunda bırakılmaktadır.

Bu durum bir kere olsa iyi. Bir GTM konserinin en az 22 şarkıdan meydana geldiği düşünüldüğünde tam 21 kere şak şaklara maruz kalmakta olduğumuzu ayrıca belirtmek gerek.

Aslında bu duruma konser yönetme adabını bilmeyen gerek amatör, gerekse sözüm ona profesyonel koro şeflerinin neden olduğunu söylemek hiç de yersiz olmayacaktır. Çünkü sadece müziği bilmek, şeflik müessesesi için yeterli gelmiyor. Sahnede duruşundan, el kol sallayışına, seyirci yönetişine; en önemlisi toplumsal kültüre verdiği öneme ve bu konudaki işlevinin bilincinde olmasına değin bazı özellikler gerekiyor.

Ama maalesef şef seçme kriterlerinde bunların hiçbirisi aranmıyor. Müziği biliyor ve de müzisyenleri psikolojik olarak idare etmek şimdilik yeterli görülüyor.
Her şarkı arasında alkışlanmak belki (az gelişmişlik örneği olarak) şeflerin de hoşlarına gidiyor.
Ama tam konserin, müziğin gizemli atmosferine girmişken o şarkı aralarındaki şak-şaklar bir sorunu meydana getiriyor.

Oysa çözüm gayet basit:

Konser bölümlemesini ve eser repertuarını ona göre yapmak, şarkıları son hecede birbirine bağlamak veya şarkı arasındaki boşluğu çok kısa tutmak ve de en önemlisi alkışlama başladığında dönüp selam vermemek.

Böylece kimsenin zamanından çalınmayacak, kimsenin müzikal konsantrasyonuna alkış tutulmamış olacaktır.

Ne yapsak?

“Selam ver- selam verme” ışıklı levhaları mı yerleştirsek…

______________________________
Dr. Ayhan Sarı “Şarkı Arası Alkışları” www.musikidergisi.net




Hoşgeldiniz