İlle de Klarnet Olsun… Sevinç Özarslan


Toplam Okunma: 10321 | En Son Okunma: 23.11.2017 - 12:16
Kategori: Basından

Eskiden klarnet çalanlar, “Kızını dövmezsen ya davulcuya kaçar ya da zurnacıya” denilerek küçümsenirdi. Beş yıl öncesine kadar da genç nesil klarneti enstrüman yerine koymaz, yüzüne bile bakmazdı. Çünkü klarnet, sadece düğün salonlarında çalınan bir müzik aleti olarak algılanırdı. Ancak son yıllarda sınıf atladı ve mahalle aralarındaki fasıllardan konser salonlarına kadar yükseldi.

Son yıllarda klarnetle ilgilenen gençlerin sayısı arttı, özellikle konservatuara giren gençler arasında popüler oldu. İstanbul Üniversitesi Konservatuarı’ndan beş genç kızın bir araya gelerek kurduğu Ametist Klarnet Beşlisi’ni buna örnek gösterebiliriz. Aynı durum perküsyon (vurmalı çalgılar) için de geçerli. Okay Temiz’in öncülüğünde başlayan ritim atölyeleri sayesinde davulcular imaj değiştirdi. Birçok genç, artık vurmalı çalgı ya da klarnet eğitimi alıyor.

Bugüne kadar ülkemizde birçok klarnet ustası yetişti. Şükrü Tunar, Mustafa Kandıralı, Hamdi Tokay, Salih Orak, Bülent Altınbaş, Selim Sesler, İsmail Bergamalı bilinen sanatçılar arasında. En kıdemli ustalardan 83 yaşındaki Mustafa Kandıralı, yurtdışında yaptığı çalışmalarla uluslararası bir ün kazandı. ‘Kirpi’ lakabıyla tanınan Bülent Altınbaş, Fransa’da yayınlanan ve sadece her ülkeden bir sanatçının kabul edildiği albüme adını yazdırdı. Ancak klarnetin sınıf atlamasında bütün bu başarılar değil, kulağında küpesi, giyimi, kuşamı, tavırları ve misyonuyla (son dönemdeki özel hayatıyla ilgili çalkantılar hariç) Hüsnü Şenlendirici ve 31 yaşındaki genç sanatçı Serkan Çağrı ismi etkili oldu. Mustafa Kandıralı ve Bülent Altınbaş gibi ustaların söz birliği ettiği bu düşünceyi Serkan Çağrı, şu sözleriyle açıklıyor: “Klarnetin imajının değişmesinde, çok iddialı olacak biliyorum; ama iki kişinin çok büyük katkısı var, Hüsnü Şenlendirici ve ben. Biz yaptığımız çalışmalar sonucunda alkış kazandık, ama aynı zamanda klarnetin yükselişi gerçekleşmiş oldu.”

Beş yaşından beri klarnet çalan Şenlendirici, Kibariye’ye de eşlik ediyor, Hande Yener’e de; İlhan Erşahin’le, Brooklyn Funk Essentials’la caz yapıyor. Haliç Üniversitesi Türk Musikisi Bölümü’nde klarnet dersleri veren Serkan Çağrı’nın, klarnetin imaj yenilemesine katkısı ise akademik alanda. Geçen yıl 29 Nisan’da, dünyanın önde gelen nefesli enstrüman firmalarından Amati-Denak, Serkan Çağrı tarafından tavsiye edilen yeni perde tasarımını uygulayarak ürettiği yeni klarnet modeline “Serkan Çağrı Model” ismini verdi. Böylece Çağrı, bir dünya markası olarak müzik literatürüne geçti. Klarnetle 7 yaşında tanışan Çağrı, klarnetin eğitim destekli öğrenildiğinde daha yüksek bir seviyeye taşınabileceğini, ülkemizde sadece şarkı söyleyenlerin değil, enstrüman çalanların da solist olabileceğini gösteren çalışmaların yapıldığını söylüyor. Çağrı, “Sahnedeki duruşumuz, enstrümana olan hakimiyetimiz, insanların ruhunda zevkli bir ezgi oluşturacak şekildeki sunumumuz klarneti daha fark edilir yaptı. Elit bir ortamda icra edilen enstrüman olmasını sağladı. Bir gün bu enstrümanın sahnede tek başına duran bir adam tarafından yüzlerce kişiye çalınacağını kimse hayal etmiyordu.” diyor.

Yıllarca yurtdışında yaşadıktan sonra 1998’de Türkiye’de ilk ritim atölyesini açan Okay Temiz, müziğin eskiden beri Türk toplumunda kabul görmediğini, horlandığını söylüyor. Temiz, “Müzik duyunca sadece dans edilmiş, eğlenilmiş, neticede kadın oynatılmış. Bu noktada toplum haklı, ama medya haksız. Çünkü medya hakiki sanatçıları ve müziği öne çıkarmadı. ” diyor. Okay Temiz, klarnette bir ilerlemenin olduğunu, ama bu gelişmenin müzik eleştirmenleri ya da köşe yazarlarının yazdığı yazılarla oluşmadığını, özel hayat üzerinden prim kazanıldığını savunuyor. Çünkü Okay Temiz’e göre basında böyle bir kültür yok.

Mustafa Kandıralı:Klarnet yıllanınca değerli oldu

“1955’te İstanbul Radyosu’na girdim. Çok değerli ustalarımız vardı. En önemlisi Şükrü Tunar Bey’di. Onun sanatını ben dahil, şimdiye kadar kimse geçemedi. Nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk’ü var, biz klarnetçilerin de Atatürk’ü Şükrü Tunar’dı. Ancak o dönemlerde genç olduğum için ben hemen parladım. Klarnet, nefesle çalındığı için genç sanatıdır. Kanada’da, Chicago’da, New York’ta konserler verdim. Oralarda 2-3 tane long player’ım var. Türk müziğini 1958’de tanıttım. Klarnet eskiden beri hayatımızda vardı, ama bu kadar popüler değildi. Yıllar geçtikçe klarnetin değeri arttı, aslında değeri daha çok anlaşıldı dersem daha doğru olur. Şimdiki genç klarnetçilerin hepsini çok beğeniyorum. Çok güzel çalıyorlar.”

***

Bülent Altınbaş:Avrupa’da baş tacı edildik

“Klarnetin sadece oynamaya yarayan bir enstrüman olmadığını anlatmak için 1993′ten beri mücadele ediyorum. Eskiden klarnete düğünlerde, mahalle aralarında oyun havası çalmaya yarayan bir alet gözüyle bakılıyordu. Şu anda klarnet popüler olduysa bunda büyük payım var. Klarneti sadece fasıllarda çalınan bir alet olmaktan çıkardım. Bugün Tarkan’a da, İbrahim Tatlıses’e de, Bülent Ersoy’a da, Orhan Gencebay’a da çalıyorum. Hepsinin tavrı farklıdır. Dizi ve film müziklerinin yüzde 80′ine klarnetimle katkıda bulunuyorum. Klarnetin çok yönlü ve her tarafa eşlik edecek bir müzik aleti olduğunu çok şükür duyurdum. Gençlerin klarneti sevmesinde Hüsnü Şenlendirici’nin rolü göz ardı edilemez. Türkiye’de yıllar önce müzikle uğraşanlara iyi gözle bakılmıyor, klarnetçilere Çingene diyorlardı. Oysaki Avrupa’da insanlar bizi baş tacı etti.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN
Zaman Gazetesi
01.03.2008




Hoşgeldiniz