Nevzat Atlığ “TRT’ye Büyük İş Düşüyor!..” Ali Pektaş


Toplam Okunma: 1588 | En Son Okunma: 21.09.2017 - 12:59
Kategori: Basından

“Türk musikisinin artık miadını doldurduğu” şeklindeki görüşlere asla katılmadığını belirten Nevzat Atlığ, bu müziğin 500 seneden beri canlılığını muhafaza ettiğini belirtiyor. Tek sesli olduğu için eleştirenlere de bir çift sözü var: “Eğer çok sesli müzikte Türk toplumu, Türk sanatı büyük bir sıçrama yapacaksa, bu mutlaka bir musiki sentezinden geçtikten sonra olabilir. Bu sentezin temelinde de Türk musikisi olmalı. Aksi takdirde Batı müziğinin bir kopyası olur… TRT’ye büyük iş düşüyor!..”

“Müzik dünyasında, hava kirliliğine benzer bir kulak kirlenmesi var”
Yıllar önce Tübingen Müzik Festivali’nin kapanış konserini veren Nevzad Atlığ yönetimindeki klasik Türk müziği korosu sahneye çıkmadan, Prof. Arnold Feil mikrofonu eline alarak şunları söyler: “Hanımefendiler, beyler, bu tek sesli müzik size biraz yabancı gelecek. Burada ne istediğinizi düşünmeyiniz, ne bulduğunuzu hissedin. Fakat unutmayın, burada çok büyük bir medeniyetin sanatına tanıklık edeceksiniz.”

Bu anısına yer verilmesini özellikle istiyor, büyük medeniyetin müziğini gelecek kuşaklara taşımak için ısrarla çaba harcayan Prof. Dr. Nevzad Atlığ. Atlığ’ın şefliğinde, Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet klasik Türk müziği Korosu tarafından hazırlanan 10 CD’lik klasik Türk müziği serisi, EMI Müzik tarafından yeniden yayınlandı. Klasik Türk müziğinin 500 yılının özeti olan çalışma, müzikseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Klasik müziğimizin ilk örneklerini veren Abdülkadir Merâgî’den Rahmi Bey’e kadar birçok önemli bestekârın eserlerinin bulunduğu seri, müzik geleneğimizi öğrenmek için önemli bir kılavuz.

Bu çalışma üzerine söyleştiğimiz Nevzad Atlığ, müzik dünyamızda hava kirlenmesine benzer bir kulak kirlenmesi yaşandığını söylüyor. ‘Türk musikisinin artık miadını doldurduğu’ şeklindeki görüşlere asla katılmayan Atlığ, bu müziğin 500 seneden beri canlılığını muhafaza ettiğini belirtiyor. Tek sesli olduğu için eleştirenlere de bir çift sözü var: “Eğer çok sesli müzikte Türk toplumu, Türk sanatı büyük bir sıçrama yapacaksa, bu mutlaka bir musiki sentezinden geçtikten sonra olabilir. Bu sentezin temelinde de Türk musikisi olmalı. Aksi takdirde Batı müziğinin bir kopyası olur.” Batı müziği ve Türk müziğinin karşılıklı iki kutupmuş gibi gösterilmesine de karşı çıkıyor Atlığ. “Müziğimiz çok sesli olmadığı için yeterince demokratik olamıyoruz” şeklindeki görüşlerin ise sadece bir safsatadan ibaret olduğunu söylüyor.

“Aydınlarımız, bu müziği bilmez ama konuşur” Nevzad Atlığ, Türk musikisinin yeniden gündeme gelmesi konusunda önemli çalışmaların yapıldığına dikkat çekiyor. Sadece İstanbul’da yüze yakın Türk müziği topluluğunun bulunduğuna değinen Atlığ, bunca çalışmaya rağmen bu müziğin dinlenme oranının düşük olmasını, müzik dünyasındaki ticari kaygılara bağlıyor.

Klasik müziğin eğitim isteyen bir müzik türü olduğunu söyleyen Atlığ, bu müzikle tanışan insanların Türk musikisi dinlemeden duramayacaklarına inanıyor ve şöyle diyor:

“Güftelerindeki eski sözcükleri anlamıyoruz, diyenler var. Ama buna kusurmuş gibi bakamayız. Biraz gayret edilip sözlüğe bakılıp bu kelimeler öğrenilebilir. Gençler nasıl yabancı bir müziği dinleyip anlamaya çalışıyorsa, kendi müziklerini de tanımak için gayret göstermeliler.”

Türk müziğinin dinleyicisi az diye ihmal edilemeyecek kadar büyük bir kültür birikimi olduğunu ve ileriye mutlaka taşınması gerektiğini vurguluyor sanatçı. Bu konuda aydınlara da büyük görevler düştüğünü söylüyor ve aydınların en az bildikleri, fakat kolaylıkla fikir beyan ettikleri konuların başında musikimizin geldiğine dikkat çekiyor. Atlığ ayrıca toplumun estetik ve zevk anlayışını elbirliğiyle yüceltmek gerektiğini, bunun için de öncelikle Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarıyla devletin radyo ve televizyonuna çok iş düştüğünü vurguluyor.

“TRT’ye büyük görev düşüyor”
Nevzad Atlığ’a göre klasik müziğin insanlara sevdirilmesi ve hak ettiği yere yeniden gelmesi için en büyük görev Türkiye Radyo ve Televizyonu’na (TRT) düşüyor. TRT’nin mevcut müzik piyasasının etkisinde kalmasını eleştiren Atlığ, “TRT, kanunların kendisine yüklediği sorumluluğu daha itinalı bir şekilde yerine getirmelidir. Türk musikisini topluma tanıtmak adına daha çok çalışmalıdır. Müzik sadece eğlence vasıtası değildir, sulu bir eğlence vasıtası ise hiç değildir.” diyor.

TRT’nin bugünlerde (Ocak 2008) yeniden yapılanma sürecine girdiğini anlatan Atlığ, bu süreçte Türk müziği konusunun itinalı bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Diğer televizyonlardaki müzik programlarına da değinen Nevzad Atlığ, reyting kaygısı yüzünden bu programların büyük bir bölümünün şov amaçlı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Sadece musikide değil, bugün bazı aileler, çocuklarıyla beraber dizi seyretmek istememe durumuna geldiler. İşin hep şovundayız; giyimiyle, kuşamıyla, konuşmasıyla, düzenlemesiyle, hatta sorularıyla.”

Yarım asırdır Türk müziğine hizmet ediyor…
1925 doğumlu Nevzad Atlığ, İstanbul Radyosu Türk Musikisi Şefi, İstanbul Konservatuvarı İcra Heyeti Şefi ve İstanbul Radyosu Müdürlüğü (1954-1958) görevlerinde bulundu. 1976′da Kültür Bakanlığı Klasik Türk Müziği Korosu şefliğine getirildi. 1983 yılında Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu üyeliğine seçildi ve 1984 yılında TRT Yüksek Kurulu üyeliğine atandı. 1985′te profesör, 1987 yılında da ‘devlet sanatçısı’ unvanını alan Atlığ, 1999′da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Pek çok ödül alan sanatçı, halen İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim üyesi.

Zaman/13.01.2008
Ali Pektaş




Hoşgeldiniz