Bir müzik öğretmeni ana branşının yanında en az üç-dört enstrüman çalabilmeli, iyi derecede deşifre nota ve solfej okuyabilmeli, basit okul şarkıları besteleyebilmelidir. Tüm bunları yaparken çağın gerektirdiği teknolojik imkânları kullanabilmeli ve öğrencileri “yüksek verimlilik” prensibi ile yetiştirebilmelidir…Tabii ki tüm bunlardan önce, müzik öğretmeni yetiştirirken en büyük görev eğitim fakültelerimizdeki saygıdeğer hocalarımıza düşmektedir… devamı »


TRT Tasarısı Sil Baştan… Göktan Ay

Eklenme Tarihi : 16 Ara 2011 | Kategori: Kategorilenmemiş


TRT çalışanlarının günlerdir yaptıkları eylemlerle eleştirdikleri tasarıda geri adım atıldı. TRT Genel Müdürü de eleştirilere hak verdi: “TASARI BİRAZ ACELEYE GELDİ…” devamı »



İletişim olanaklarının çoğalıp yaygınlaşması güzel bir şey. Dünyamızda durum bu. Bu durum bağlamında ben şöyle düşünmeden edemiyorum: Eğer bir ülkenin dünyadaki gelişmelere katkısı yoksa, orada şu iki yoldan birine gidilecektir: Ya bu gelişmelerden uzak kalınacaktır ya da hazıra konulacaktır. Her iki olasılık da o ülkenin zarar görmesi sonucuna yol açar. Bir ülkenin dünyadaki gelişmelere katkısının olmaması ne demek? O ülkenin insanlarının bilgi ortalamasının dünya ölçülerine göre düşük olması demek. Sözü uzatmadan sonuca bakalım: .. devamı »



Bu yazı, kavramsal düzeyde, genel müzik eğitimi alanında hâkim durumda olan “Batılı terminoloji”nin, geleneksel müzik kültürü üzerinde yarattığı yıkıcı, dönüştürücü ve köksüzleştirici etkilerini tartışmak amacındadır. Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayan ancak Cumhuriyet’le kesin bir temel tercih durumunu alan “modernleşme” -uygulamaları bakımından “Batılılaşma”- olgusu, her alanda olduğu gibi geleneksel müzikler ve onların “üretim-aktarım kavram ve mekanizmaları” üzerinde de “dönüştürücü” etkilere sahip olmuştur… devamı »


Müzik-Bellek Sempozyumu…

Eklenme Tarihi : 11 Mar 2010 | Kategori: Kongre-simpozyum


Dekanlığını Prof.Dr. Ruhi Ayangil’in üstlendiği Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, 10. Yıl Etkinlikleri Kapsamında Müzik-Bellek Sempozyumu düzenliyor. 21-22 Nisan 2008 tarihleri arasında İstanbul/Beşiktaş’taki Üniversite Oditoryumunda gerçekleştirilecek sempozyuma bildirisiyle 30 müzik uğraşanı katılıyor. Sempozyum programı : devamı »



Savaş/savaşlar düşünüyorsunuz geçmişten… Gözüne kestirdiği ülkeleri sömürge yapmak için dünyanın dört bir tarafından parayla asker kiralamış, boyun eğen (yeterli sayıda) etkin yerel kişiyi paraya boğmuş zamanın sömürgeci, şimdinin ise -bize akıl veren- modern ülkelerinin yaşadığı, yaşattığı… Bir milletvekili düşünüyorsunuz: Kültür-geleneksel değerler birlikteliği yaşatılırsa ancak toplum-ülke bağımsızlığının elden gitmeyeceğinin,..Her şeyin para ve hırs demek olmadığının; Ulusal sanat kimliği oluşumunun…Devlet eliyle sanayici-işletmeci zengini yaratma uygulamalarıyla; toplumun sanatını geliştirmenin, muhafaza etmenin aynı olduğunun… devamı »



“Muzdarip olduğumuz, şikayette bulunduğumuz günümüzün müziği üzerine tartışarak, en azından müzisyenlerin ya da bilinçli dinleyicilerin kabulleneceği ortak prensip için bir araya geliyoruz.” Müzikoloji Platformu, paneller zincirinin amacını böyle açıklıyor. Katılımcılar: Behlül Düzenli (İmam Hatip-İstanbul Laleli Camii), Kadir Zorlu Toplum Bilimci-Kırıkkale Üniversitesi), Seval Köse (Müzik Eğitimci-Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi), Feyzan Göher (Müzik Eğitimci-Niğde Üniversitesi) Yöneten: Ersin Antep. Panelin ardından Hakan Güvençli (Klarnet), Nil Tuna (Piyano)’nın “Rossini” dinletisi var. Girişin serbest olduğu etkinlik 19 Nisan 2008, Cumartesi günü saat 19.00′da, Caddebostan Kültür Merkezi’nde… devamı »



Türkiye on yıllardır dile gelen ve yaşanan her türlü problemlerin bilincinde olup, çözümüne gülüp geçen insanlar tarafından yönetilen bir ülke durumuna gelmiştir. Gelişmezlik de işte bu noktada düğümlenip kalmaktadır. Çünkü radikal çözümler ile dandik çözümler arasında zamanı gelmiş çözümler; amaca ulaşma şansı tamamen %50 ile sınırlı olan bir gelecek öngörüsüyle uygulanmaya çalışılmaktadır. devamı »


Bando Müziğinde THM Etkisi… Bora Bilgin

Eklenme Tarihi : 11 Mar 2010 | Kategori: Araştırma Yazıları


Bandolar halk türkülerini öyle benimsemişlerdi ki; her halk ezgisi adeta bir ana tema gibi kullanılırdı. Eserin girişinde ana temaya bağlı kalarak sekiz ya da on altı ölçülük küçük bir melodi çalınır daha sonra asıl melodiye gelinirdi. Eser sözlü veya sözsüz olarak icra edildikten sonra, final kısmında, tekrar sekiz ya da on altı ölçülük farklı bir melodiyle bitirilirdi. Bu eserlerin armonilenmesi çok basit bir anlayışta olup melodi sesinin üzerine üçüncü ve beşinci derecelerin eklenmesi suretiyle çok sesli hale getirilirdi. devamı »



TRT’nin ‘Alaturka Solist’ yarışması, çok yazık, adıyla bütünleşti…Türk müziğine yaygın olarak ‘alaturka’ (alaturka musiki, alaturka müzik) denmesi hadi bir ölçüde su götürür… Ne de olsa, bu söz, galat-ı meşhur niteliği kazanmış sözlerden biri. Bu yaygın ‘alaturka yanlışlık’ müzik çevrelerinde yapılmasın yeter, diyelim ve bu çevrelerin güçlenmesiyle ‘alaturka’ lafı toplum katında zamanla unutulur, diye umut edelim… devamı »



Müzik; Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de tedavide kullanılmıştır. Şam’daki Nurettin Şifahanesi’nde, hüzne karşı güzel sesli hanendeler ve usta sazendeler tarafından günde üç sefer fasıllar yapıldığı. Sultan II. Beyazıt zamanında, başka ülkelerde akıl hastaları hapsedilir ya da zincire vurulurken, Tunca nehri kenarında yaptırılan Darülşifa’da sinir hastalarının müzikle tedavi edildiği ve çok da iyi sonuçlar alındığı kaynaklarda belirtilmiştir. devamı »


Bayburt, Bayburt Olalı Böyle Konser Görmedi…

Eklenme Tarihi : 11 Mar 2010 | Kategori: Basından


Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bir ilki gerçekleştirdi ve Bayburt’ta konser verdi. Konserin düzenlendiği 300 kişilik Şair Zihni Kültür Merkezi’nin tamamı doldu, bazı izleyiciler konseri ayakta izlemek zorunda kaldı…Konseri, Bayburt ve yöresinde kadın giysisi olarak kullanılan “ehram” diye adlandırılan kıyafetle izlemeye gelen Nursen Kiki, konserin çok güzel olduğunu söyledi. Yaklaşık 2.5 saat süren konseri sonuna kadar ayakta izleyen Kiki, “Ayakta kaldığım için de yoruldum” dedi. devamı »


Bu Halk, Klasik Müziği Neden Sev(e)medi… Serhan Bali

Eklenme Tarihi : 11 Mar 2010 | Kategori: Basından


Eğri oturup doğru konuşalım. Senfonik müzik ve opera, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren bu ülkede kafalara vurulurcasına sevdirilmeye çalışıldı. Taşralara senfoni orkestraları götürüldü, köylerde resitaller verildi, ama bu çabalar, devrin müzisyenlerinin halka tepeden bakan tavırları yüzünden pek çok kez geri tepti. devamı »



Sesi bas gitar, görünümü bağlamanın obez hali. Ne mi çalıyor? Ölçünün ilk notasını. Bir de yeni, “genç ve atak bas bağlamistlerimiz(!)” var. Bas gitarın karakteristik cümle geçişlerini beceriyle bu çalgıya uyduruyorlar. Daha da ilginç olan; artık bu programlardaki topluluklar, orkestra olma yolunda da istikrarla ilerliyor. Türkü; yan flüt, kanun, viyolonsel ve bas bağlamanın eşliğinde çalınıyor. devamı »



Ülkemizde basın ve halkla ilişkiler; hâlâ sanatta, özellikle müzikte yaygınlaşmadı. Bir yenilikten kaplumbağa hızıyla haberdar oluyoruz. Yeni haber Trakya’dan… Trakya Üniversitesi hem bir akademik senfoni orkestrası kurdu, hem de konservatuar bünyesinde bir müzikoloji bölümü kurdu. Daha önce konservatuar öğretmen ve öğrencilerinden oluşan bir orkestra konserinin olduğunu öğrenmiştik. Ancak; bu orkestranın akademik ve daimi orkestra olduğu bilgisine sahip olmadık. devamı »



Dünya sazı olma yolunda ilerleyen bağlamanın, bu amaca ulaşması için; enstrüman üzerine bilimsel çalısmaların sayı ve yetkinliğinin arttırılması, bağlama özelinde bilgi birikiminin paylaşılması, Anadolu müziğinin özünden gelen değerleri müzigin evrensel değerleri ile birlestirerek geliştirilmesi ve enstrüman kimliğini ön plana çıkaracak çalışmaların yapılması gerekmektedir. devamı »



Çağımızda toplumsal ve kültürel farklılaşma, teknolojik gelişim ve buna bağlı olarak sosyal değişim gibi nedenler, geleneksel sanatları yitirilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Toplumsal koşulların değişimi; bazen gelişimi, bazen de yok olmayı beraberinde getiriyor. Buna somut bir örnek olarak; halk sanatlarımız içinde çok önemli bir yere sahip olan Karagöz’ü gösterebiliriz… devamı »



Okumuşlardır, idealistdirler. Fakat hem okumuş hem de idealist olanları pek makbul değildir…Yöneticilikten kaynaklanan işleri yüzünden kişisel sanatlarını geliştirmeye zaman ayıramazlar. Taşra ve Büyükşehir Devlet Korosu şefleri olarak iki ana kategoriye mecburen bölünmüşlerdir…Taşrada yerel etkin politikacıların sanata duydukları üstün sevgi şu ana kadar kanıtlanamamıştır. Bu nedenle taşra korosu şefleri biraz daha dertlidirler… Devlet Korosu şefleri şeflik makamları için artı bir ücret almazlar, dolayısıyla maaşları, 10 yıllık bir sanatçının maaşıyla denktir…Ayrıca her gün karşısına geçtiği sanatçının psikolojik ayarını da çok iyi yapmalıdırlar…Koro şefinin yaşaması olası problemlerinden biri de müdürle olan münasebetleridir… devamı »



Türkiye ve modernizm! Yani yenileşmek, çağdaşlaşmak, Batılılaşmak, Avrupalılaşmak, son dönem itibariyle de Amerikanlaşmak vs. vs. 200 küsur senedir “akort tutmayan” bir enstrüman hikayesidir bu… Dile kolay, 200 küsur sene! Enstrüman akort tutmuyor ama “icracı”lar illa ki akort yapacaklar! “Ne çalacaklarını”(!) çok iyi bilen bir icracı kadro onlar… Enstrüman akortsuz ama, icracılar çalmaya hevesli! devamı »


TRT Sanatçıları…

Eklenme Tarihi : 26 Kas 2009 | Kategori: Basından


TRT sanatçıları, Devlet Sanatçıları ve Sanatçıların Sözleşmeli Olarak Çalıştırılmalarına Dair Esaslar çerçevesinde ihdas edilecek pozisyonlarda istihdam edilmek üzere otuz gün içerisinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bildirilecek. Bu personelin atama ve vize işlemlerinin anılan Bakanlık tarafından üç ay içerisinde tamamlanması zorunlu olacak… TRT Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören kanun tasarısı Meclis Başkanlığı’na sunuldu… Hedef BBC gibi olmak… devamı »



« Önceki Yazılar   |   Sonraki Yazılar »



Hoşgeldiniz